Mutlu Burak's profileM. Burak PaksoyPhotosBlogListsMore Tools Help

Mutlu Burak Paksoy

Occupation
Location
Interests
Peace... Love... Nature... Friendship....
msn mesenger burak_paksoy@yahoo.com
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.

M. Burak Paksoy

December 28

HiTiT DUASI (HiTiTLERiN M.Ö.2000 YILINDAKİ DUVAR YAZISINDAN)

 

HiTiT DUASI

HiTiTLERiN M.Ö.2000 YILINDAKİ DUVAR YAZISINDAN

"Tanrım,

Beni yavaşlat.

Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir...

Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele...

Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver .

Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği,

belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.

Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol...

Anlık güzellikleri yaşayabilme sanatını öğret;

Bir çiceğe bakmak için yavaşlamayı,

güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı,

güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı,

balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi ögret...

Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.

Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini,

yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler oldugunu bileyim...

Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.

Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi

büyümesine bağlıdır...

Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı

değerlerine doğru göndermeme yardım et.

Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha

sağlıklı olarak yükseleyim.

Ve hepsinden önemlisi...

Tanrım,

Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,

Değiştiremeyeceğim şeyleri Kabul etmek için SABIR,

İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ve HİKMET,

Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak DOSTLAR ver..."

MEVLANA

 

MEVLANA

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.

> Işığı gördüm, korktum.

> Ağladım.

> Zamanla ışıkta yaşamayı ögrendim.

> Karanlığı gördüm, korktum.

> Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladim sevdiklerimi. ..

> Ağladım.

> Yaşamayı ögrendim.

> Dogumun, hayatın bitmeye başladığı an oldugunu;

> aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar oldugunu ögrendim.

> Zamanı ögrendim.

> Yarıştım onunla...

> Zamanla yarışılmayacagını,

> zamanla barışılacağını, zamanla ögrendim...

> Insanı ögrendim.

> Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler oldugunu...

> Sonra da her insanın içinde

> iyilik ve kötülük bulundugunu ögrendim.

> Sevmeyi ögrendim.

> Sonra güvenmeyi...

> Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı oldugunu,

> sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kuruldugunu > ögrendim.

> İnsan tenini ögrendim.

> Sonra tenin altnda bir ruh bulundugunu. ..

> Sonra da ruhun aslında tenin üstünde oldugunu ögrendim..

> Evreni ögrendim.

> Sonra evreni aydınlatmanın yollarını ögrendim.

> Sonunda evreni aydinlatabilmek için önce çevreni

> aydınlatabilmek gerektigin ögrendim.

> Ekmeği ögrendim.

> Sonra barış için ekmegin bolca üretilmesi gerektigini.

> Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,

> bolca üretmek kadar önemli oldugunu ögrendim.

> Okumayı ögrendim.

> Kendime yazıyı ögrettim sonra...

> Ve bir süre sonra yazı, kendimi ögretti bana...

> Gitmeyi ögrendim.

> Sonra dayanamayıp dönmeyi...

> Daha da sonra kendime ragmen gitmeyi...

> Dünyaya tek başına meydan okumayı ögrendim genç yaşta...

> Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektigi fikrine vardım.

> Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektigine aydım.

> Düşünmeyi ögrendim.

> Sonra kalıplar içinde düşünmeyi ögrendim.

> Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yikarak düşünmek

> oldugunu ögrendim.

> Namusun önemini ögrendim evde...

> Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk oldugunu;

> gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el

> sürmemek oldugunu ögrendim.

> Gerçegi ögrendim bir gün...

> Ve gerçegin acı oldugunu...

> Sonra kararında acının, yemege oldugu kadar hayata da

> lezzet kattığını ögrendim.

> Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının

> hayatı tadacağını öğrendim.

> Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.

> Olur ya ...

> Kalp durur ...

> Akıl unutur ...

> Ben dostlarımı ruhumla severim.

> O ne durur, ne de unutur ...

December 23

Mevlana'dan...........Öyle birini bulun ki;

Mevlana'dan...........Öyle birini bulun ki;
 Size içten bir şekilde güzel olduğunuzu söyleyen;
 Suratına kapadığınızda sizi geri arayan;
 Sizin uykuya dalmanızı seyretmek için uyumayan;
 Sizi alnınızdan öpen;
 Size en zor anlarınızda bulutların üstüne çıkarmak isteyen;
 Arkadaşlarının önünde elinizi tutan...
 Öyle birini bekleyin ki;
 Size durmadan size sahip olduğu için kendini şanslı saydığını veya
 ne kadar önemsediğini hatırlatan;
 Arkadaşlarına dönüp 'aradığım o...' diyen...
 Tenini besleyip gelistirmeye bakma, 
 cünkü o sonunda topraga verilecek bir kurbandir.
 
Sen gönlünü beslemeye bak!
 
Yücelere gidecek, sereflenecek odur
 MEVLANA

Kader........

Düşüncelerine dikkat et;
 Sözlere dönüşüyorlar,
 Sözlerine dikkat et;
 Eyleme dönüşüyorlar,
 Eylemlerine dikkat et;
 Alışkanlıklarına dönüşüyorlar,
 Alışkanlıklarına dikkat et;
 Kişiliğine dönüşüyorlar,
 Kişiliğine dikkat et;
*Kişiliğin kaderin oluyor!'*


December 22

THALES

(bilgelik hikayeleri kitabı ile ben tanıştıran arkadaşım Şirin! Çok teşekkürler)
THALES: İyonya şehri Milet'te M.Ö. 500'ü yıllarda yaşamış filozof, astronom, matematikçi, geometrici....
THALES'İN ÖĞÜTLERİ
* Kefaletin yoldaşı felakettir.
* Kötü yoldan zengin olma.
* Babadan kötü şey kapma!
* Ana babana ne gibi yardımlarda bulunmuşsan, yaşlandığında kendin de çocuklarından öylelerini bekle. * İşsiz güçsüzlük acınacak bir durumdur. * Ölçülü ol. * Kıskançlığı celb etmemek için saadetini gizle, acınmayı celb etmeyecek şekilde hare...ket et. * Kendine hakim olamama zararlı bir şeydir.* Fark gözetmeksizin herkese güvenmektedn çekin.
* Emrediyorsan kendi kendine idare et.
* Orada olsun ve olmasın dostlarını hatırla.
* Dışını güzelleştirme, ne türlü yaşıyorsan onunla güzelleşmelisin.
* Sana yeminle bağlanmış olanlara sözlerinle menfur olmaktan çekin.
* İyiliği bilmek güçtür.
* En büyük hoşnutluk, istenileni elde etmektir.
* Aşırılık kötülüktür.
* Cahillik ağır bir yüktür.
* En çok layık olanı öğren ve öğret.
* Eli boşluktan kaçın, zengin olsan bile.
(alıntı: felsefe diyarından hikmet yurduna BİLGELİK HİKAYELERİ kitabı yazar: cevdet kılıç)

LESBOSLU PITTAKOS

LESBOSLU PITTAKOS

LESBOSLU PITTAKOS (bilgelik hikayeleri kitabı ile ben tanıştıran arkadaşım Şirin! Çok teşekkürler) PITTAKOS: Lesbos'un hükümdar olup M.Ö.650-569 yılları arasında yaşamıştır.
PITTAKOS'UN SÖZLERİ:
* Asil olmak güçtür
* Başkasından hoş görmediğini kendin yapma (Etiğin -ahlak- temelidir)
* Uygun zamanı kolla.
* Yapmak istediğini söyleme, başaramazsan gülerler.
* Bahtsızları ayıplama ayıplama.
* Karaya güvenilir, denize güvenilmez.
* Sana uyanı kazan.
* Kazanç doymak bilmez.
* Bağışlamak, öç almaktan güçlüdür.
* Bir kimseyi bağılayan onun üstüne yükselir; ondan öç alan, onun seviyesine düşer.
* Bilgiyi, itidali, tedbiri, hakikati, iyi niyeti, tecrübeyi, başkasının arkadaşlığını, doğruluğu, evin bakımında çalışmayı, sanatı ve diyaneti sev.
(Alıntı: felsefe diyarından hikmet yurduna BİLGELİK HİKAYELERİ yazar: Öğr.Üyesi Cevdet Kılıç)

PRIENE'Lİ BİAS

PRIENE'Lİ BİAS (bilgelik hikayeleri kitabı ile ben tanıştıran arkadaşım Şirin! Çok teşekkürler)
Mikale (Samson) Dağı'nın güneyinde (şimdiki Aydın-Söke Ovası) antik dünyanın en bayındır şehirlerinden biri olan Prine'de yaşamış ve politika ile uğraşmış bir bilgin.
PRIENE'Lİ BİAS SÖZLERİ
* Bir aynaya bakmalısın, kendini güzel bulursan namusluca hareket et, çirkin bulursan tabiatın yetkinsizliğini hareket hattının dürüstlüğüyle düzelt.
* Bir işe girişmek için için ağırdan al. Fakat o işse başladığından da sıkı sıkı sarıl.
* Yanılmamak için çabuk konuşmaktan nefret et; yoksa ardından pişmanlık gelir.
* Acele etmekten ve gevezelikten kaçın. Böylece hatalarında önlemiş olursun. Çünkü bu hatalara üzülmekten gecikmezsin.
* Ne ahmak ol, ne de kötü.
* Yaptığın şey üzerinde düşün.
* Çok dinle, yerinde konuş.
* İkna ederek al, zorlayarak değil.
* İyi bir şey yapmışsan Tanrı'dan bil, kendinden değil.
* Tedbiri sev, tedbirsizlikten yapma.
* Nazik bir dinleyici ol.
* Kendini gençken işe, ihtiyarken hikmete ver;
işinde hafıza,
karakterinde asalet,
cehdlerinde itidal,
korkularında diyanet sahibi ol;
sözlerinde doğruluk,
sükutunda muaşeret,
hükümlerinde hakkaniyet,
atılganca teşebbüslerinde erkekçe bir cesaret,
fiilerinde kudret,
şan ve şerefte otorite,
tabiatında asalet göstereceksin.
(alıntı: felsefe diyarından hikmet yurduna BİLGELİK HİKAYELERİ yazar: Cevdet Kılıç)
December 09

ÖĞRENDİM Kİ ! ..

ÖĞRENDİM Kİ ! ..
 
Öğrendim ki...
Kimseyi Sizi sevmeye zorlayamazsiniz.
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
Gerisini karsi tarafa birakirsiniz.


Öğrendim ki...
Güveni gelistirmek yillar aliyor,
Yikmak bir dakika.


Öğrendim ki...
Hayatinda nelere sahip oldugun degil
Kiminle oldugun onemli.

Öğrendim ki...
Kendini en iyilerle kiyaslamak degil
Kendi en iyinle kiyaslamak sonuc getirir.


Öğrendim ki...
İnsanlarin basina ne geldigi degil
O durumda ne yaptiklari onemli.


Öğrendim ki...
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle
Her isin iki yüzü var.


Öğrendim ki...
Olmak istedigim İnsan olabilmem
Cok vakit aliyor.


Öğrendim ki...
Bütün sevdiklerinle iyi ayrilman gerek
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.


Öğrendim ki...
'Bittim' dedigin andan itibaren
Pilinin bitmesine daha cok var.


Öğrendim ki...
Bazi insanlar sizi cok seviyor
Ama bunu nasil gösterecegini bilemiyor.


Öğrendim ki...
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
Bazilari hic karsilik vermiyor.

Öğrendim ki...
En iyi arkadasla sıkıcı an olmaz.


Öğrendim ki...
Düştüğün anda Seni tekmeleyecegini düşündüklerinden bazilari
Kaldirmak icin elini uzatir.


Öğrendim ki...
İki insan ayni seye bakip

Tamamen farkli seyler görebilir.
 
Öğrendim ki...
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatir.


Öğrendim ki...
Duvarda asili diplomalar
İnsani insan yapmaya yetmez.


Öğrendim ki...
Ask kelimesi ne kadar cok kullanilirsa, anlam yükü o kadar azalir.


Öğrendim ki...
Karsisindakini kirmamak ve inanclarini savunmak arasinda cizginin
nereden gectigini bulmak zor.


Öğrendim ki...
Gercek Arkadaslar arasina mesafe girmez.
Gercek Aşklarin da !

Öğrendim ki...
Ne kadar yakin olursa olsunlar
En iyi Arkadaşlar da ara sira üzebilir.
Onlari affetmek gerekir.


Öğrendim ki...
Bazen başkalarini affetmek yetmiyor.
Bazen insanin kendisini affedebilmesi gerekiyor.


Öğrendim ki...
Yüreginiz ne kadar kan ağlarsa ağlasin
Dünya Sizin icin dönmesini durdurmuyor.
 
Öğrendim ki...
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar sürüyor..




       
Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun ? Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. Buna rağmen asla birbirlerini görmezler. Arkadaşlık bunun gibi olmalı. Arkadaşsız hayat cehennem gibidir.

        Senin en iyi arkadaşın kim ? Bunu bütün iyi arkadaşlarına gönder. Eğer ben onlardan biriysem bana da gönder. Eğer üçten fazla gelirse Sen gerçekten sevilen birisin... 
December 07

"BiR KÜRT DEVLETi KURULMASINI iSTERMiSiNiZ ?" ANKETİNİ

"BiR KÜRT DEVLETi KURULMASINI iSTERMiSiNiZ ?"  ANKETİNİ CEVAPLAYIN
Alman Die Welt gazetesi menfur bir anket baslatmıs durumda.
http://www.welt.de/politik/ausland/article4436510/Geheimplan-zur-Loesung-der-kurdischen-Frage.html#vote_3433847Türkei:
Anketin konusu "BiR KÜRT DEVLETi KURULMASINI iSTERMiSiNiZ ?" ...
Bu çalısmaya bir Türk olarak gerekli cevabı vermek üzere öncelikle asagıdaki linki tıklayarak Ankete katılınız,
"Nein/Hayır" seçenegini tıklayarak Ülkenizin birligine hizmet ediniz, daha sonra bu linki kopyalıyarak bütün arkadaslarınıza gönderiniz.
Bazıları ülkeyi bölmek için harıl harıl çalısıyor.
http://www.welt.de/politik/ausland/article4436510/Geheimplan-zur-Loesung-der-kurdischen-Frage.html#vote_3433847Türkei:
Cikan sayfanin orta kisminda, ellerinde Ocalan'in resmi bulunan maskeli cocuklarin fotografinin biraz altinda cerçeve içersinde UMFRAGE yazisinin altindaki NEIN e tiklayip ERGEBNIS i tiklayarak gonderiniz.
Türkei
Geheimplan zur Lösung der kurdischen Frage
(64) Von Boris Kalnoky 31. August 2009, 20:05 Uhr
Am Dienstag wollen die Kurden der Türkei zeigen, dass sie eine Nation sind. Zumindest jene, die bereit sind, Aufrufen der Kurdenpartei DTP zu folgen, die als politischer Arm der PKK-Guerilla gilt. Von der Potenz der DTP wird abhängen, wie man versuchen wird, das „Kurdenproblem" zu lösen.
Die gibt es schon. Es sind regierungstreue „Dorfwächter“, die Öcalan aber nicht gefallen. Er will eine „vom Volk gewählte“ Polizei, also eine Truppe, in der seine PKK-Kämpfer aufgefangen werden können. Die Regierung wird darauf nicht eingehen. Was sie machen will und kann, muss sich erst zeigen. Hoffnung gab es schon vor fünf Jahren, zu Beginn der EU-Reformen in der Türkei. Sie wich Pessimismus, als der Krieg mit der PKK neu aufflammte.
Die gibt es schon. Es sind regierungstreue „Dorfwächter“, die Öcalan aber nicht gefallen. Er will eine „vom Volk gewählte“ Polizei, also eine Truppe, in der seine PKK-Kämpfer aufgefangen werden können. Die Regierung wird darauf nicht eingehen. Was sie machen will und kann, muss sich erst zeigen. Hoffnung gab es schon vor fünf Jahren, zu Beginn der EU-Reformen in der Türkei. Sie wich Pessimismus, als der Krieg mit der PKK neu aufflammte.
December 05

KURANIN ANLAMIYLA BULUŞMA SEMİNERİ

KURANIN ANLAMIYLA BULUŞMA SEMİNERİ
ALİ ÖZDEMİR
7 ARALIK 2009 PTESİ 20:00
AKCEV IZMIR (Cankaya Tugba Kuruyemis yanı)
December 04

HALİL İBRAHİM BEREKETİ

Büyüğü Halil.... Küçüğü ise İbrâhim... Halil, evli çocuklu. İbrahim ise bekârmış... Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin... Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş.. Bununla geçinip giderlermiş... 
             Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar.... İş kalmış taşımaya....Halil, bir teklif yapmış:

           - İbrahim kardeşim ;  Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle. 
          - "Peki abi" demiş İbrahim... Ve Halil gitmiş çuval getirmeye.... O gidince, düşünmüş İbrahim:

          -  "Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine böyle" demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine... Az sonra Halil çıkagelmiş.

          - "Haydi İbrahim...!" Demiş, "önce sen doldur da taşı ambara."

          - "Peki abi...!"

             İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola.. O gidince;  Halil düşünür bu defa der ki:

          - "Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek." Böyle düşünerek  kendi payından atar onunkine birkaç kürek.....

             Velhasıl ,  biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine. Bu, böyle sürüp gider..... Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olur. Karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile....

              Hak Teala bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki ... Günlerce taşır iki kardeş bitiremezler. Şaşarlar bu işe... Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları.

              Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı :  Halil İbrahim bereketidir...        

              ALLAH HEPİNİZE HALİL İBRAHİM BEREKETİ VERSİN.

December 02

http://www.ataturktoday.com

Takvimde bir gun isaretleyin ve de izleyin, kurtulus mucadelemizi  gosteriyor....http://www.ataturktoday.com 

Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle...

Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle...

 EĞER BİR GÜN DÜNYA YA AİT ÇOK BÜYÜK BİR DERDİN OLURSA,

RABB'İNE DÖNÜP '' BENİM BÜYÜK BİR DERDİM VAR '' DEME !

DERDİNE DÖNÜP

 ''BENİM ÇOK BÜYÜK BİR RABB'IM VAR !''

DE!!!

AKŞEMSEDDİN DEN SÖZLER

AKŞEMSEDDİN DEN SÖZLER
 Her işe besmele ile başla. Temiz ol. Daima iyiliği adet edin. Dünyanın mutluluğuna mağrur olma. Kimseye kızma, eziyet ve cefa etme. Ömrün uzun olsun istersen, kimsenin nimetine haset etme.
Kimseyi kötüleyip atıp tutma. Senden üstün kimsenin, önünden yürüme. Dişinle tırnağını kesme. Çok uyumak kazancın azalmasına sebep olur. Akıllıysan yalnız yolculuğa çıkma. Seher vakti kuran oku, daima Allahı an. Kendini başkalarına methetme. Namahreme bakma harama bakmak gaflet verir. Kimsenin kalbini kırıp viran eyleme. Edepli, mütevazi ve cömert ol. Yalnız bir evde yatmaktan sakın. Veli, insanlardan gelen sıkıntılara katlanıp tahammül eden kimsedir. O, toprak gibidir. Toprağa her türlü kötü şey atılır. Fakat topraktan hep güzel şeyler biter…
December 01

STRESLE MÜCADELE

STRESLE MÜCADELE
 
OSMANLI DEVLETİNDE HALKIN HAYATIN STRESİNİ ÜZERLERİNDEN ATMAK İÇİN SIĞINDIKLARI BEŞ ESAS VARDI:
 
1- ER-RİZKU ALLALLAH (Rızkı -malı, kazancı- veren ancak Allah'tır)
 
2- TEVEKKELTÜ ALALLAH (Elinden geleni her türlü çabayı göster ve Allah'a dayanıp güven)
 
3- YA NASİP (Canını sıkma, eğer nasipse olur, kötü gördüğün olayın sonucu güzel olabilir, güzel gördüğün olayın sonucu kötü olabilir)
 
4- YA SABIR (Elinden gelen tüm gayreti yapmak ve çalışmalarına devam etmek ve sonuclarını gözlemlemek konularında sabret et yani devamlılığı sağla, pes etme, vaktinden önce bahar gelmez)
 
5- BU DA GEÇER YA HU (Her kıştan sonra yaz gelir, her yazdan sonra kış gelir. Unutma! zenginlik de, fakirlik de, hastalık da, sağlık da, sıkıntı da, mutluluk da, başarı da, başarısızlık da hepsi, geçicidir. Hatta hayat da geçicidir, baki -kalıcı- olan Allah'tır)
 
October 04

Dilek Sabancı: Zihnimdeki duruluğu namaza borçluyum

Dilek Sabancı: Zihnimdeki duruluğu namaza borçluyum
Dilek Sabancı, halkın gönlünde taht kuran işadamı Sakıp Sabancı'nın kızı. Rahmetli babası gibi hayır işlerine büyük önem veriyor.
İş hayatının yoğunluğuna rağmen, vaktinin büyük bölümünü engellilere ayırıyor. Dinî vecibelerini yerine getirmeye de azami dikkat gösteriyor. İlk kez 2003 yılında umreye giden Dilek Sabancı, Ramazan vesilesiyle geçtiğimiz günlerde yeniden Mekke'nin yolunu tuttu. "Tarifsiz hazlar yaşadım." dediği kutsal topraklarda, namaz düzenine hayran kalmış. İnsanların hayatını namaza göre programlaması, ezan okunduğu anda işlerini bırakıp camiye koşmaları kendisini derinden etkilemiş. Artık namazlarına daha çok dikkat ediyor, 'vaktim yok' bahanesini hayatından silmiş. "Zihinsel duruluğumu namaza borçluyum, insanın ruhu rahatlıyor." ifadesini kullanıyor. Oruç, hac ve zekat gibi ibadetleri de önemsiyor; ama namazı ayrı bir yere koyuyor: "Allah, bizim için her şeyi yaratmış; istediği, günlük bir saatimizi ayırmak. Namazın kazandırdıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Bunlar İslamiyet'in güzellikleri. Özellikle sabah namazını çok seviyorum."

Sizi dine bu kadar yönelten ne oldu? Benim hayata bakış açım, bu dünyanın bir gün sona ereceği üzerine kurulu. Kur'an-ı Kerim'de de ifade edildiği gibi uhrevi bir hayat herkesin karşısına bir gün mutlaka çıkacak. İnsanoğlu, dünyada yaptıklarının karşılığını cennet veya cehennem olarak görecek. Ayrıca biz Müslümanlar inşallah eninde sonunda cennete gideceğiz. Bu yüzden Müslüman olduğuma daima şükrediyorum. Benim kavrayamadığım, bazı insanların ölümden sonraki hayata inanmamaları. Herkes mutlaka hesaba çekilecek.

İslamiyet'i daha iyi öğrenmek için neler yapıyorsunuz? İstanbul Beykoz eski Müftüsü Emin Bey'le sıkı bir diyalog içerisindeyim. Kendisi son derece iyi bir insan. Ayrıca iki kez Kur'an-ı Kerim'in mealini okudum. Kur'an'ı daha çok anlamaya muhtaç olduğumuzu düşünüyorum. İnşallah şimdi Kur'an'ın tefsirini okumaya başlayacağım. Süleyman Ateş'in ve Muhammed Esad'ın eserlerini okumayı planlıyorum.

Kutsal topraklarda sizi etkileyen bir şey oldu mu? Kutsal topraklarda dikkatimi çeken en önemli şey; Mekke-Medine'deki insanların hayatlarını namaza göre programlamalarıydı. Her iki seferdir dikkat ediyorum; oradaki Müslümanlar ezan okunduğu zaman işlerini güçlerini bırakıp namaza koşuyorlar. Kimse işini veya yoğun çalışmasını bahane etmiyor. Ben ibadet dendiği zaman, 'Hiç vaktim yok, çok yoğunum.' diyordum. Fakat oraları gördüğümde, bu şikâyetimden vazgeçtim. Onlar hayatlarını adeta namaza göre programlıyor. Çok da rahat ediyorlar. Bu durumlarına hayran oldum.

Namazın dinimizdeki yeri hakkında neler düşünüyorsunuz? Oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin kuşkusuz büyük amaçları var. Ancak bizim dinimizde namazın çok ayrı bir yeri bulunuyor. Örneğin durumunuz iyi değilse hacca veya umreye gitmeyebilirsiniz. Sağlık sorunlarınız varsa oruç tutmayabilirsiniz, malınız yoksa zekât vermeyebilirsiniz. Ancak namazı mutlaka kılmalısınız. Namaz, Allah'ın üzerinde hassasiyetle durduğu bir ibadettir. Çok hasta olsak bile başımızla namazımızı kılmamız gerekiyor. Allah, bizim için her şeyi yaratmış; bizden istediği günlük yaklaşık bir saatimizi namaza ayırmamız. Hem namaz sayesinde insanın ruhu çok rahatlıyor. Ben, zihinsel duruluğumu namaza borçluyum diyebilirim. Namazın kazandırdıklarını anlatmaya kelimeler yetmez. Ayrıca daha önce benim namazlarım çok uzun sürerdi. Çünkü ben namaz kıldıktan sonra uzun uzun dua edilmesi gerektiğini sandığım için çok vaktim giderdi. Şimdi öğrendim ki; namazın kendisi başlı başına bir duaymış, ayrıca dua etmek isteğe bağlıymış. Üstelik çok zor durumda kaldığımızda namazı cem etmek gibi dini bir kolaylığın olduğunu öğrendim. Bunlar İslamiyet'in güzellikleri. Benim için namazların içinde sabah namazının çok ayrı bir yeri var. Sabah namazını çok seviyorum.

Ramazan'a dair unutamadığınız bir anınız var mı? Çocukluğumda yaşadığım Ramazanları kesinlikle unutamam. Başta anneannem, babam, annem ve tüm kardeşlerim Ramazan ayında iftar saatinde bir araya gelirdik. Bizim gibi büyük ve yoğun işleri olan bir ailede sürekli bir araya gelmek çok zordur. Aile büyüleri daima çalışır. Bu yüzden çocukken iftarda hep beraber olmamıza çok sevinirdim. Ayrıca çocukken oruç tutayım, tutmayayım mutlaka sahura kalkmaktan çok hoşlanırdım. Çünkü gecelerin ayrı bir hareketi oluyordu.

Başörtüsüyle ilgili yorumlarınızı alabilir miyim? İleriki yıllarda başörtüsü takmayı düşünüyorum. Umreye giderken Suudi Arabistan Hava Yolları'ndaki bayanların taktığı başörtüsünü görünce çok hoşuma gitti. Saçlarının üstünde takkeye benzer fes gibi bir şey vardı. Onun üstüne de kıyafetinize uyum sağlayabilecek değişik renklerde takabileceğiniz ipekten bir tül bulunuyordu. Son derece hoştu ve gayet güzel görünüyordu. Eğer örtünürsem o tarzda bir şey olabilir.

Nurullah Kaya
September 12

ORUÇ BIÇAKSIZ AMELİYATTIR

KAYNAK ESER VE DAHA PEK ÇOK ARAŞTIRMA KAYNAK SONUÇLARI :

Din ve Bilimin Işığında ORUÇ VE SAĞLIK :Pr.Dr. Alparslan Özyazıcı ( HÜTF Histoloji-Embriyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi)

ORUÇ BIÇAKSIZ AMELİYATTIR

Günümüzde batı memleketlerinde oruç ile tedavi uygulayan klinikler mevcuttur.

Bazı hastalıklara karşı oruç tutmayı tedavi edici bir ilaç gibi tatbik eden bir çok batılı hekim vardır.Genel anestezi yapılacak olan ameliyatlarda, hasta ameliyattan altı saat önce ve ameliyattan altı saat sonraya kadar aç bırakılmaktadır. Anestezi için verilen Zaralı maddeler, bu müddet esnasında vücuttan atılmaktadır."Oruç bıçaksız ameliyattır" ( Geffory M R : Le Jeune )

ORUÇLUNUN KALBİ DE DİNLENİR
Oruçlu iken, bilhassa öğleden sonra kalp çok daha rahat atacak , zorlanmayacaktır. Kalp oruçlu şahıslarda bir günde ortalama 15 000 kadar daha az atacaktır. Daha çok dinlenen kalp, daha kuvvetli bir hale gelecektir.

ORUÇLA ALAKALI İLMİ ÇALIŞMALAR

Teorik olarak Bir insan hiçbir şey yemeden haftada bir su içmek şart ı ile yaklaşım 70-75 gün kadar yaşayabilir.

Her yemek vücut için bir yorgunluğun başlangıcıdır. Mide adeta bir asit fabrikası ve bağırsakları da bir rafineri tarzında olup 11 ay aralıksız çalışan bu fabrikalara yılın bir ayında, yani Ramazan ayında muvakkat bir istirahat verilmiş olur.

Oruç halinde karaciğerin yükü azalacağı vücudu toksit yani zehirli maddelerden temizleme imkanı artmış olmaktadır.

Orucun tutulması ile, insan vücudu, eskiyen hücrelerin temizlenmesi, onların yerine yeni hücrelerin gelmesi ile adeta gençleşmektedir."

Kandaki yağların kolesterolun seviyelerinin oruç tutmakla genellikle düştüğünü göstermiştir.

Oruçla Kalp ağrısı (angina) ve hipertansiyonun düştüğü rapor edilmiştir.

Orucun fizyolojik te’sirleri arasında, kan şekerinin kolesterolun düşmesi ve sistolik kan basıncının düşmeside sayılabilir.

Aslında ramazan ayında tutulan oruç insülin bağımlı olmayan şeker hastalığının şışmanlığın ve yüksek tansiyonun stabil (sabit, kararlı) zararsız hale gelmesi için ideal bir sağlık tavsiyesi olabilir.

Bilhassa hassas bağırsak sendromu,kabızlığı olanlardan oruç tutanların önemli bir kısmının, Ramazan ayında şifa buldukları anlaşılmıştır.( Afifi Z E M : Daily Practies, Study performance and health during the ramadan fast. J of Royal Society for health, 117(4):231-5. 1997)

SİGARA-SABIR

Sigarayı bırakmakta en önemli faktör şahsın irade gücüdür. Şahsın nefsine ve iradesine en hakim olduğu zaman ise oruçlu olduğu Ramazan ayıdır."aylarca nasıl sabredeceğim” deyip mevcut sabrınızı başka zamanlara dağıtmayınız.Sabırda sadece yaşadığınız günü, hatta yaşadığınız o saati düşünün. Yani; “ ben şu anda sigara içmemeye sabır edebiliyor muyum?” diye kendinize sorun.

Ramazan ayında sigarayı bırakmaya teşebbüs eden ve başarılı olan oldukça çoktur. ( Afifi Z E M : J of roya .society for Health :117 -4- 231-5, 1997 )

ŞİŞMANLIK

Şişmanlık, birçok hastalıkları peşin sıra getirir.

Oruç şahsi fazlı yemek yeme alışkanlıklarından alıkoyar .

Oruçlu şahıs aç kaldığı için, kanda mevcut olan yağar kullanılır. Damar sertliğine yani sebep olan yağ fazlalığı tehlikesini azaltmış olur. Oruç damar sertliği onun arkasından gelen yüksek tansiyon, kalp hastalıkları damar tıkanmaları yani bazı böbrek hastalıkları için bir sağlık kazanma egzersizidir.

ORUÇ TUTANLARDA GÖRÜLEN FİZYOLOJİK DEĞİŞİKLİKLER

Oruçlu iken, istirahat esnasında kalbin atış sayısında (nabız) azalma vardır...

Oruçlu iken vücuttaki kortizol miktarı artmaktadır. Bu sayede açlık durumunda kan şekeri belli seviyelerde korunmuş olur.

Suriye de yapılmış olan bir araştırmada , oruç tuttanlarda mekanik sebeplerden ileri gelen bel ağrıları dahil, bel ağrıları olan bir çok hastaların iyileşmesinde orucun faydalı tesirleri görülmüştür

Oruçlu iken kandaki homosistein düşmektedir. Bu ise kalp ve damar hastalıkları ile alakalı risk faktörlerinin azaldığını gösterir.

Yağların oruçlu iken düşmesi sıhhat açısından güzel olan değerlerdi.

Oruçlularda kandaki üre artmamıştır.Kandaki protein miktarı azalmamıştır.Amino asitlerin kandaki miktarları artmıştır. İdrarda aseton tesbit edilmemiştir.Serbest yag asitleri artmamış hatta eksilmiştir.kan şekeri %83,91 mgr kadar düşmüştür.arteriyoskleroza refakat eden, hipertansiyon, angina pektoris yani kalp ağrısı, çeşitli çeşitli enfarktüsler ve bazı böbrek hastalıkları icin İslami mana da oruçun, son derece önemli profilaktik yani koruyucu te’siri olduğu rahatlıkla söylenebilir.

ORUCUN MANEVİ YÖNÜ

Oruçla insan zayıf ve aciz olduğunu anlar. Her uzvuna kendisine mahsus oruç tutturmalıdır.Mesela dili yalandan, gözü haramdan korumak gibi...

Ramazan aylarında intiharların, intihar benzeri davranışların azalmış olması bunun açık bir delilidir. ( Daradkeh T K : parasuicide deruing ramadan in jordan. Acta Pyschiatrica scandinavica,86(3) :253-4,1992-Sadeghipour H, et al: the effect of ramadan on the number of suicidal intoxication. Iranian J of Endocrinology and Metabolism (IJEM). Abstract book the Congress on health and ramadan, October, 2001, p.31 )

“Oruçlu bir kimse yalan ve yalancılıkla iş yapmayı terk etmezse, yemeği içmeği bırakıp aç durmasın.

ORUÇ İBADETİNİN HİKMETLERİ
Oruç tutmak insanı sabra taşır sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilacı da oruçtur.

Oruç tutan zengin bir kimse, açlığın ne demek olduğunu, fakir kimselerin zor hallerini daha iyi anlar. Onlara yardım elini daha geniş olarak açar."

ORUÇ AÇ KALMA AYI DEĞİL, SABIR AYIDIR
" Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisine aç ve susuz kalmaktan başka bir şey yoktur." (Buhari-Müslim)

" Oruç tutun ki sıhhat bulasınız"
Her ibadet öncelikle Allah emrettiği için yapılır.Ama Yüce Rabbimizin her emrinin de mutlaka bir çok hikmeti vardır.

July 10

İzmir'in en pahalı yolu için düğmeye basıldı

11 milyon YTL’ye mal olacak bin 370 metrelik Narbel yolunun temel atma töreni, CHP Genel Sekreteri Önder Sav ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kent merkezinde yaptığı yatırımlar çığ gibi büyüyor. Coğrafi koşullar nedeniyle yıllardan beri yaşama geçirilemeyen Narbel konut yolunun temel atma töreni, CHP Genel Sekreteri Önder Sav, Genel Sekreter Yardımcısı Oğuz Oyan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Narlıdere Belediye Başkanı Abdul Batur, milletvekili adayları ve halkın yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Törende konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, zor işleri başarmayı sevdiğini belirterek, Narbel konut yolunun da bu zor işlerden biri olduğunu söyledi. Başkan Kocaoğlu, “Balçova Arsa mağdurlarının 35 yıldır çözülemeyen sorununu çözerek zor işleri sevdiğimiz ispat ettik. Zamanında hatalı şekilde verilmiş Bornova’daki 154 dönüm araziyi tekrar İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne aldık. İnciraltı’nın planlanmasında büyük aşama kaydettik. Bu zor konulara bir çok belediye başkanı el attı ama ateş sıcak geldiği için elini çekti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, tüm teknik olanaklarını kullanarak, titizlikle şimdi de bugüne kadar yaptığı en zor ve pahalı yolu hayata geçirecek. Bin 370 metre uzunluğundaki yol, 8 milyon YTL’si inşaat olmak üzere toplam 11 milyon YTL’ye mal olacak. Narbel yolu, Narlıdere’nin üst bölgelerinde bulunan yerleşim alanlarının ana arterler ve Mithatpaşa Caddesi ile bağlantısını sağlayacak. Her ne kadar çok zor coğrafi koşullarda da çalışsak, bu yolu en kısa zamanda tamamlayarak, hizmete açacağız” dedi. CHP Genel Sekreteri Önder Sav, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin abartmadan, sessiz sedasız ama çok yararlı hizmetler yaptığını belirtti. Sav, “Başlamış it, bitmiş sayılır. İzmir Büyükşehir Belediyesi kamunun çıkarlarını gözeten birçok işe imza atıyor. Bu sarp yörede böyle bir yolun yapımı çok güç. Büyükşehir Belediyesi 11 milyon YTL’lik bir harcamayla bu yolu Narlıdere halkına kazandıracak” dedi.

Ermeni İddaaları ve gerçekler

KİTABIN ADI:

ERMENİ İDDİALARI VE GERÇEKLER

KİTABIN YAZARI:

DR.HÜSAMETTİN YILDIRIM

YAYIN EVİ VE ADRESİ:

CAN YAYINLARI

BASIM YILI:

1996

1.KİTABIN KONUSU: I.Dünya Savaşı esnasında Ermenilerin izlemiş oldukları politika

 2.KİTABIN ÖZETİ: Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye;Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları,Ortaasya,Kafkasya ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu,bugün de Türkiye,bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur.İmparatorluğu parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler,bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri de kullanmışlardır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler olmaktadır.Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla tanımaya yönelik kararlar parlemento gündemlerine getirilmektedir. I.Dünya Savaşı’ndan önce çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler,Türklerin Anadolu’ya girişlerini takiben;bir yandan Türklüğün adil ve insani töresinden yararlanmışlardır.Askerlikten,kısmen de vergiden muaf tutulurken ticarette,zanaatta,çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişlerdir.Hatta devlet kademelerinde de önemli görevlere yükseleneler vardır. Ancak,Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başladığı dönemlerde,hemen her konuda Avrupa’nın müdalesi baş gösterince,Türk-Ermeni ilişkilerinde bozulmalar başlamıştır.I.dünya Savaşı sırasında ise,Osmanlı askeri olarak düşmana karşı savaşan veya geri hizmetlerde çalışan Ermiler de bulunmasına rağmen,bunların büyük bir kısmı cephede düşmanla birlikte Türklere karşı savaşmış,yüz binlerce Müslüman’ın hayatına kastederek Anadolu’yu bir harabe haline çevirmişlerdir. Çıkarılan Sevk ve İskanla ilgili mevzuata uymadıkları gerekçesiyle toplam 1397 Ermeni çeşitli cezalara çarptırılmıştır.Savaş bölgesinde oturan ve birliklerin hareketini engelleyen,karşı tarafa istihbarat sağlayan,yardım ve yataklık yapan ya da düşman ile birlikte onun safhında hareket eden halkların ve grupların cephe gerisine gönderildiği görülebilir.Sevk ve İskanın bir amacı da sivil halkın savaştan zarar görmesini önlemektir. Türkiye’de bugün,anne ve babaları ve büyükanne ve büyükbabaların I.Dünya Savaşı’nın korkunç olaylarına ilişkin hikayelerini hatırlayan milyonlarca kadın ve erkek vardır.Bu hikayelerde,tecavüzler ve evlerden zorla çıkarılmalar anlatılmaktadır.Kendilerine sorulduğunda,ailelerinin geçmişini üzüntü ve kızgınlık içinde anlatmaktadırlar. Ermeniler gibi,Türkler de düşmanları tarafından öldürülmüşlerdir;onlar açısından düşmanlar çoğu zaman Ermeniler olmuştur.Türkler de Ermeniler gibi zamanında  zorunlu göçlere maruz kalmışlar ve bu göçler sırasında çok sayıda insan hastalık ve açlıktan ölmüştür. Türk bilginleri ve Türk hükümeti her iki tarafın yaşadığı acıları fark etmeye ve üzülmeye başlamıştır,ancak en çok hatırlarında kalan,doğal olarak kendi insanlarının çektikleridir. Türler kendileri,tarihlerini saptıranlara karşı çıkmamış olmaktan dolayı suçludurlar.1912 ve 1922 yılları arasında korkunç savaşlardan sonra Türkiye büyük bir harabeye dönmüştür.Şehirler yıkılmış çiftlik hayvanları öldürülmüş,ağaçlar ve ekinler geride hiçbir tohum kalmaksızın yakılmıştır.Bunula birlikte,yine de bazıları savaşların devam etmesini istemiştir.Türklere ait olan topraklar düşmanların elinde kalmıştır.Savaşlarda herşeylerini kaybedenlerin akıllarında intikam duygusu yer etmiştir. Yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni bu duyguların yönetmesi halinde daha fazla ölüm olayı yaşanacaktı. Mustafa Kemal Atatürk hükümeti bu nedenle geçmişteki kayıpları görmezlikten gelen ve eski düşmanlarla barış imzalayan bir politika ortaya koymuştur. Türk hühmeti, Ermenilere ve diğerlerine karşı Türk davasında baskı yapılmasının eski nefrtleri canlandıracağını ve savaşa davetiye çıkaracağını hissetmiştır. Bu yüzden Türkler dertleriyle ilgili hiç birşey söylememişlerdir.bu, o dönem için alınabilecek en doğru karardı. Hiç kimsenin Türkler adına konuşmaması ise bu noktadaki olumsuz sonucu oluşturmuştur.        Türkler, ancak Ermeni teröristlerin Türk diplomatları öldürmeye başlamasından sonra politikalarını değiştirmişlerdir. Arşivlerini açmışlar ve savaş dönemine ait belgeler yayınlamaya başlamışlardır. Bunlar, yıllar boyu  sürecek, tekrar edilen bilimsel bir araştırmanın bir parçası olmuştur.

3.KİTABIN ANA FİKRİ: Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir.Yazan yapana sadık kalmadığı müddetçe değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet kazanır. 4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİTamamen gerçek,yaşanmış ve anlatılması duygu bakımından acı veren olaylarla kaplanmıştır. 5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Akıcı,etkileyici ve okudukça okuyucuyu sürekli olarak olayları sanki kendisinin yaşadığını anlamasını sağlayan harika bir kitaptır.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ1943 yılında Adana’da doğdu.ilköğretimi Adana Mehmetcik ilkokulu,Ortaöğretimi Nurettin Ersin ve mütakiben Atatürk Lisesi’ni bitirdi.1960 yılında ankara Dil-tarih Coğrafya Fakültesi’ne girmiş ve 1981 yılında aynı üniversitede master ve doktorasını tamamlamıştır.Aynı üniversitede öğretim üyesidir ve ileri seviyede Almanca,ingilizce bilgisi vardır.Bu çeşit birçok eseri vardır.

Simyacı

KİTABIN ADI

SİMYACI

KİTABIN YAZARI

PAULO COELHO

YAYIN EVİ

CAN YAYINLARI-İSTANBUL

BASIMYILI

1999

 

1)       KİTABIN KONUSUİspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinin hazinesini aramaya gelen Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsü.

 

2)       KİTABIN ÖZETİ: Romanın kahramanı Santiago’nun anne ve babası rahip olması için onu papaz okuluna göndermiştir. On altı yaşına geldiğinde rahip olmak istemediğini, okuldan ayrılmayı ve gezginci olmak istediğini babasına söyler. Bunun üzerine babası da, oğluna içinde üç adet altın İspanyol parası olan bir kese vererek oğluna “git, kendine bir sürü al ve en iyi şatonun bizim şatomuz ve en güzel kadınların bizim kadınlarımız olduğunu öğreninceye kadar dünyayı dolaş” der ve oğlunu kutsar. Önce, babasının vermiş olduğu parayla bir koyun sürüsü alır ve yaşamının büyük düşünü gerçekleştirmeye başlar; artık geziyordur.

                

               Akşam yattığında uykusunda gördüğü rüyaların da etkisinde kalarak; gördüğü bir düşün gerçekleşme olasılığının yaşamını ilginçleştireceğini düşünür ve o şekilde hareket eder. Romanın ana konusunu teşkil eden Mısır Piramitleri’ne gitmesi ve orada hazine bulacağı ona rüyasında söylenir. Romanın kahramanı, rüyasını gerçekleştirmek için önce bir falcı kadına rüyasını anlatır. Falcı kadın Salem kralı olarak tanıtan yaşlı adamla konuşur, kendi amaçlarını anlatır. Yaşlı adam, hayatın gizemleri hakkındaki bilgiye karşılık Santiago’dan sürüsünün onda birini vermesini ister. Yaşlı adam, Santiago’ya biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet gizemli taş verir ve siyah olanı “evet”, beyaz olanı “hayır” anlamını taşıyan bu taşları “zora düştüğün zamanlarda kullanırsın ancak kendi kararını kendin vermeye çalış” der.

 

               Mısır’a gitmek için önce koyun sürüsünü satar ve parasını cebine koyarak yola çıkar. Arap çocuğu ile tanışır, beraber pazara giderler. Fakat Arap paralarla birlikte kaçarak Santiago’yu bu şehirde parasız pulsuz bırakır. Bunun üzerine Santiago para kazanmak için bir billuriyeci dükkanında çalışmaya başlar. 6 ay kadar burada çalıştıktan sonra Santiago yeterli parayı kazanarak tekrar yola koyulur. Yolda bir İngiliz’le karşılaşır. Yolda karşılaştıkları güçlüklerde kendi kişisel menkıbelerini aramak üzere yola çıktıklarını söylerler.

 

               Santiago, yüreğinin söylediklerini dikkatle dinleyerek çölde ilerlemesine devam eder. Karşılaştıkları güçlükler karşısında hep kendi kişisel menkıbesine güvenir ve sonunda kumullar tepesine ulaşır. Piramitler, bütün görkemiyle karşısında yükseliyordur. “Gerçekte kendi kişisel menkıbesini yaşayan kimseye karşı hayat cömerttir” diye düşünür. Sabah uyandığında gerçekten bulunduğu yeri kazmış ve içi mücevher dolu bir sandık bularak rüyasında gördüğü ve Mısır’a piramitlere kadar gidip bulmayı arzuladığı hazineye kavuşmuştur.

 

3)       KİTABIN ANA FİKRİ: Hayattaki mutluluğumuz bazen bize uzak gibi görünse de çok yakınımızda olabilir. Bunu geç de olsa anlamak bize hayatın tadına varmamızı sağlayacaktır.

 

4)       KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Santiago: İhtiraslı çalışkan bir kişiliğe sahiptir. Çevredekilere çabuk uyum sağlayabilen şıpsevdi bir kişidir. Tek arzusu dünyada mutlu olmak ve kendi dilediği gibi yaşamaktır. İngiliz: Kitap okumayı çok seven, akıllı ve macera seven bir kişiliğe sahiptir. Kişisel menkıbesini aramak üzere yola çıkan bir gezgindir.

 

5)KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitap çok etkileyici ve sürükleyici bir yapıt felsefi konulara yer verilmiştir. Yalın ve sade bir dille yazılmıştır. Herkesin okurken kendisinden ve hayattan bir şeyler bulacağı bir kitaptır.

 

6)KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ: Paulo Coelho

                Rio de Janeiro’da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce, oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve sevilen bir şarkı yazarıydı. Coelho, gençliğinde bir hippiydi. 1986 yılında Hıristiyanların, Batı Avrupa’dan başlayıp İspanya’da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel bir hac yolculuğu yaptı; bu deneyimini 1987’de yayımladığı The Pilgrimage adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayımlanan ikinci kitabi Simyacı, Coelho’yu en çok okunan çağdaş yazarlardan biri yaptı. .Öteki kitapları; Brida, Valkürler ve son yazdığı Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum, Ağladım’dır. Simyacı 42 ülkede yayımlandı. 26 dile çevrildi.

July 04

Kolay ve iyi öğrenme teknikleri

KOLAY VE İYİ ÖĞRENME TEKNİKLERİ

ÇOK HIZLI OKUMA, YABANCI DİL ÖĞRENMENİN, 

EN PRATİK VE HIZLI TEKNİKLERİ

Yazarı: Reha Oğuz TÜRKKAN  

KOLAY ÖĞRENME TEKNİKLERİ

I. BÖLÜM

*Hem ‘kolay’ öğrenebilir, hem de ‘yine, yine, yine çalışırsanız’, muazzam başarılar elde edersiniz. Hatta geceleri ikiye, bire indirebilir arta kalan zamanlarda başka konuları ele alma fırsatı bulursunuz. 

* “Alın teriyle kazanma” ilkesine önem verenler, ‘kolay’ denen her şeye şüpheyle bakarlar. 

*’Zorlanarak öğrenilen bir şey daha çok akılda kalır’ bu, pek az durumlarda, geçerli olabilir ama, eski bir metoddur. Ezber çağından kalmadır. Ama ağır bir yükü ıkına ıkına kaldırmak yerine kaldıraç kullanıp kaldırıvermek daha iyi değil mi?

*’Kolay ve iyi anlama’ şeklinde birleştireceğimiz hedefin, ‘üstünkörülükle’ ve ‘yüzeysellikle’ ilgisi yoktur.

*’Bilgi Çağı’ ve ‘Bilgi Toplumu’ sloganları, bazı eğitimcilere eğitimin amacının bilgi vermek, bilgi aktarmak ve beynini bilgi deposu şeklinde geliyor. Bilgi bir araçtır. Şu halde mühim olan bilgiyi kullanmayı öğrenmek ve öğretmektir.

*Eğitim psikolojisinde, akla hitab eden öğrenime ‘Entellektüel/Cognitive’, hislere yönelene ise ‘Affective’ deniyor. Bu iki yönü bir arada kucaklayan eğitim en etkili olandır.

*Batı kültürü, bilgiyi bir parçadan başlayarak, tüme doğru verir, Doğu Kültürü ise tümden başlayıp, parçalara inerek verir.

*Eğitimde ilk uyarılacak psikolojik hal merak ondan sonra, gayret, biraz kaygı ve dikkat.

*Eğitim amaçları, ders konuları değişebilir ama öğretmenin rolü hep üç esas olarak kalacaktır.

1-Öğrenilecek konuyu sunmak,

2-Öğrencinin konuya ilgisini çekmek, merakını uyandırmak, sevdirmek,

3-Takviye etmek

*Öğrencinin ülküsü şu olmalı: Geçmişimiz ona anlamlı gözüksün, bu güne güven duysun ve geleceğe dönük ümit ve ülküsünün birgün gelip gerçekleşeceğine inanabilsin.

*İlk duvarsız okul uygulamasını Sokrates yaptı. Burada asıl devrimci olan husus, dersini veriş tarzıydı: Tek başına konuşmaz, sual sorardı. Küçük küçük sorular öğrencinin bilgisizliğini ortaya çıkarmak için değil, öğrencinin zihnini gıdıklamak içindir.

*Bazı yöntemleri: SPÖ

1-bir konu binlerce ufak dilimlere bölünmeli, öyle ki tek bir dilimin anlaşılması kolay olsun.

2-Bu adımlar öğrenciye eski sıralarına göre verilmemeli.

3-Her adımdan sonra öğrenci verdiği cevabın doğru olup olmadığını hemen anında öğrenmeli.

*Yazar daha sonra SPÖ’yü bilgisayar, kapalı devre televizyonu ve video ile destekliyor.

*Bilgisayar müthiş hızlı, yanlışsız ve budaladır. İnsan beyni ise bir çok hallerde, fevkalade yavaş, yanlış dolu ve zekidir. Bu iki farklı beyin evlenirse akıl almaz bir güç doğar.

*Kimine göre bilgisayar eğitim eşitsizliği doğuracaktır.

*Bilgisayarı iyi kullanan eğitim yerlerinde normal eğitim süresinden üç ay tasarruf ediliyor.

Bilgisayar ile eğitimde öğretmenin fonksiyonu yol göstericiliktir.

Eğitimde bilgisayarın yeri muhakkak olmalı. Fakat ifrattan (aşırı lakaytlıktan) tefrite (sorgulamasız sarılışa) gitmemeliyiz. Bilgisayarın da kendine göre sorunları vardır. Bu Amerika’daki okullarda kendini göstermiştir. Biz kullanırken ancak bu eksiklikleri ve zararlarını göz önünde bulundurarak kullanmalıyız.

Araştırma görevlileri Derin Orhon’la Erdem Gürgün, ‘2000’li yıllarda Türk Üniversitesi Sorunları ve Geleceği’ adlı bildirilerinde, üniversitelerin bir ülkenin aynası olduğunu belirttikten sonra ‘Aynadaki görüntü giderek bozulmaktadır’ tesbitini yapmıştır.

*I.Q. testleri Batı’da uzun yıllar kullanıldı fakat şu anda az da olsa eksikliğinin olduğunu farkettiler. Aynı zeka seviyesindeki çocuklara yapılan I.Q testlerinde dahi çevre ve küçük çaptaki uyarıların 2-3 puan farkettirdiği ortaya çıktı.

*Zeka ölçme teknikleri gittikçe gelişiyor, mesela söz yeteneği ağırlıklı zeka, mekanik ve mekan ağırlıklı zeka, hayal yeteneği ağırlıklı zeka gibi

*Yazar ‘Beyin gibi, bilgisayardan daha mükemmel olan bir organ acaba tesadüfen mi olmuştur?’ diyor ve ‘Hayır!’ diyerek, dinsiz de olsa Voltaire’nin sözünü naklediyor. ‘Yerde bir saat bulsam ve hayatımda hiç saat görememiş olsam, içini alıp o birbiriyle karmaşık fakat şaşmayan işleyişini seyrettikten sonra bu kendi kendine olmamıştır, elbette biri yapmıştır demek zorunda kalırım’ demiştir. (Yazar dinine bağlı ve Türkülüğü seven bir kişi)

*Beyinde 10 milyar ile 100 milyar arasında nöron ve 1 katrilyon irtibat noktası vardır.

*Beyin huzur halinde çok daha fazla şey öğrenir ve bu huzur halindeyken alfa elektrik akımları çıkarır.

*Öğrenciler, derin gevşemeye ve bazı yöntemlerle onlara sorulan bilgileri zihinlerine kaydetmede, kavramada, işlemede ve hatırlamada yeteneklerinin fevkalade arttığını görmüşlerdir.

*Karmaşık yöntemle gevşeme:

1-Aktif saplama: Bu talimde gözlerimizi bir noktaya saplayacağız.

2-Göz saplanmasını çözme

3-Göz kapaklarının kontrolü

Çok önemli bilgiler beynin dış zarına sevkedilir (korteks). Çok kısa hafıza Bio-elektrik akımıyla kaydedildiği, çarçabuk da (20-40 saniyede) silinip kaybolduğu farz olunur.

*Orta süre (30-40 dakika) için de kullanılan bilgiler elektrik akımının kimyevi bir işlemi olur.

*Uzun süreli bilgiler beynin belirli yerlerinde saklanır.

*Çok unutanlarda ‘acetylcholine’ maddesi eksiktir.

*Unutmamanın bir kaç pratik yolu:

1-Önce televizyonlarda reklam niteliğinde bir programda da görmüş olabileceğimiz yöntemle başlayalım.

2-Hikaye kurma

3-Şarkı Uydurma

4-İsim ya da surat, hatırlamak için kişileri bir şeylere benzetin,

5-Kıyaslama yapın

6-Bilinçli olarak o yaptığınız şey üzerinde bir kaç dakika durun.

* K. Keaton’a göre yaşlanmayı en iyi geciktirmenin çaresi, beynin mümkün olduğu kadar çalıştırılmasıdır.

* Bir kimseye bir şey öğretmenin en iyi yolu ona öğretmenlik fırsatı vermektir.

* Beyin bir gerçeği bir konuyu, bu üçgene iyi oturtabilirse iyi kavramaya başlar:

1-Yazının konusunun anlatım yapısı

2-Düzeni

3-İlişki köprüleri,

*Diğer tavsiyeler

1-Not alma

2-Bazı bilgilerden kitabın sonuna endeks yapma

3-Bazı kelimelerin altını çizme

4-Özet çıkarma

5-Özetten yararlanarak şema çıkarma

6-Konunun sonuna başına bakmadan göz atma.

7-Yoğun dikkatle okuma

8-Daha çok okuma

9-Temel fikri yakalamaya çalışma

10-Fikirlere yönelerek okuma.

*Çalışmanın ruh hali: Prof Mark Viktor Hoppenin tavsiyeleri

1-Yapılacak işleri listeleyin

2-İşe en kolay yerden başlayın

3-Sevmediğiniz bir iş üzerinde çalışıyorsanız kendinize ödül vadedin

4-İyi bildiğiniz, başarılı olduğunuz konulara ağırlık verin

5-Rahat iç açıcı ortamda çalışın

6-Kendinizi kötü hissettiğiniz zaman size değer veren biriyle konuşun.

*Okullarda başarısızlığın en büyük sebebi:

1-Bulunduğu sınıfta olmaması gereken çocukların o sınıfta öğrenim görmemesi

2-Gözlük eksikliğinin farkedilmeyişi.

*Başarısızlığı başarıya çevirmek için anne babalara tavsiyeler:

1-Çocuğun duygusal sorunlarına yakınlık gösterin

2-Çocuğun okul sorunlarına, ev ödevlerine ilgi gösterin

3-Ödevlerin yapılmasında zamanın tanziminde ona yardımcı olun.

4-Okulda gösterdiği çabaları övgüyle karşılayın.

5-Ödevlerini yapma yükümlülüğünün ona ait olduğunu hatırlatın.

6-Çocuğun elde ettiği sonuç kötü ve elinden gelen her türlü gayreti göstermişse ondan fazlasını istemeyin.

7-Öğretmeniyle bağlantı kurun

8-Çocuğunuzun öğretmenini kötülemeyin

9-Öğretmen çocuğa karşı ana babasını yermemeli

*İleride insanlardan iş aradıkları zaman istenecek şey, düşünmeyi, fikir üretmeyi ve yaratıcı olmayı bilmeleridir.

*Meydana getirici düşünüşü köstekleyen şeylerden ikisi:

1-Hemen bir çözüme yaklaşmak

2-Sorunu çok dar şekilde tanımlamak ve alışılmış klişelerden hareket etmek

*Çocuğa fikir üretmeyi öğretmenin yolları

1-Değişik yönden soru sorma

2-Başka türlü yapmanın yollarını araştırtmak

3-Oyun ve kelimeler kullanmak

4-Başkalarının görüşünü dinlemeyi öğretmek

*Maneviyat eğitiminin baş sorumluları ailelerdir.

*Çocuklarımızın Direniş gücünü artırmalıyız.

1-Çocuğu dinleyin,

2-Kokularına, tedirginliklerine yardımcı olun,

3-Egzersizler yapın,

4-Kendine güvenini artırın,

5-Olumlu grup seçmeyi öğretin,

6-Gerekirse veto hakkınızı kullanın,

*Meslek seçerken hangi mesleğe uygunuz:

Çocuğun eğilimlerini tespit etmek için üç açıdan yaklaşın:

1-Özel ilgi alanları

2-Okulda başarı çizgileri

3-Belirgin karakter özellikleri

II. BÖLÜM: GERÇEK VE GERÇEKÇİ ÇOK HIZLI OKUMA

*Talimden önceki hızını, talimden sonra 3-4-5 katına çıkarabilir. Bu, kişinin özel yeteneğine bağlıdır. Göz gezdirme ile okumada 2000-3000 kelime metinden bir dakika içinde epey şeyler anlarsınız ve bu da bir gerçekçi beklentidir. Çok hızlı okuma ile ortalama dakikada 800-900 kelimeye ulaşılabilir.

*ÇHO (Çok Hızlı Okuma, İkinci Dünya Savaşı’nda uçakların amblemlerini okumayla başladı.

*Gözün, vücudun herhangi bir uzvu gibi, egzersiz gördükçe daha etkili olmaya başladığı ispat edilmiştir.

*ÇHO’nın iki gelişme çizgisini görüyoruz:

1-Göz, talimle, gitgide daha hızlı görmeyi öğrenebilir; tıpkı halter kaldırmakla, şırnav çekmekle kol kaslarının gelişmesi gibi...

2-Göz, aynı şekilde talimle satırın 2-3 yazısını, hatta tamamını bir bakışta görmeyi öğrenebilir.

*Yavaş okuyan kişiler okuduklarını en az anlayanlardır. Durarak okunan şeylerde anlama azalır. Çünkü beyin gözden hızlıdır.

*Çok hızlı okuma eğitiminin esasları:

1-Göze daha hızlı görmeye alıştırmak

2-Bir kerede 2, 3, 4 kelimeyi birden okumayı öğretmek

3-Tamamıyla sessiz okumaya alıştırmak

4-Gereksiz geri dönüşler, tekrar okumaları önlemek

5-Anlayışı çelmeleyen düşünüş engellerini kaldırmak.

*Her şeyden önce her satırda gözünüz kaç kere duraklıyor onu ölçmelisiniz. Ona göre hızlı okuyucu veya yavaş okuyucusunuzdur.

*Denemelerde ilk önce dakika ile hızınızı ölçün. Sonra parça ile ilgili soruları çözüp yüzde kaç anladığınıza bakın

*Kötü okuma alışkanlıklarını kırmak:

1-Okurken dudak kıpırdatıyorsanız, Dişlerinizin arasına bir kalem tutuşturun.

2-Okuduğunuz kelimeyi veya cümleyi anladığınız halde bir daha okuma eğiliminiz varsa; Beyaz bir kağıt kesin, okuduğunuz kısımları bununla örtün ve okudukça kaydırın, okuduklarınızı anında kapatın.

3-Aklınız dağılıyor, okuduklarınızdaki anlamı sık sık kaçırıyorsanız birkaç satır okuduktan sonra ana fikri şöyle bir düşünün

4-Satırları bulanık görüyorsanız: Bir göz doktoruna muayene olun.

*Gözün beyindeki merkezi hem hızlı, hemde çok beceriklidir. Öyle ki kelimelerin kopuk kısmını bile görse çok kere tamamını keşfeder. Saniyenin yüzde bir kadar bir hızla bir işaretin veya kelimenin ‘siluetini’ tanır, ne olduğunu da çıkarır.

Egzersizler:

1-Okurken, kelimelerin tam üstüne bakarak okumayın Az altına bakın ve satırı hep o hizada okuyun.

2-Hem satırların altına doğru bakın, hem de gözünüzü bir kaç kelimeyi birden görmeye alıştırın.

3-Tam sahife değil de, bir sütun bulun, satırlardaki ilk ve son kelimelerin altını çizin veya yuvarlak içine alın ve gözünüzü bir baştakine bir de sondakine baktırarak okuyun, aradaki kelimeleri görmeye çalışın.

4-Bu sefer tam aksine satırların ilk ve son kelimelerine bakmadan satırdan satıra geçin.

5-Bu denemeden sonra bir satırda 2-3 kelimeyle esaslı talime geçin. Her 2 veya 3 kelimenin birini çembere alın, gözünüzü sadece bu çemberlere yönelterek okuyun.

6-Sahifeleri sütunları 2 ye veya 3’e yukardan aşağı bölün ve belirli bir ritm izleyin

*Göz gezdirme ile okumada önce ana temayı bir bakışta ayrıntılardan ayırmalısınız. Hemen hemen her yazıda üç önemli unsur vardır:

1-Konu veya sorun

2-Sebepler

3-Çözümler-sonuçlar,

*Her yazı göz gezdirme ile okunmaz bazı yazıların her kelimesinin okunması icab eder.

III. BÖLÜM

YABANCI DİL ÖĞRENME VE İLERLETME

*Çocuğunuza küçük yaşta dil öğretmenin yollarını arayın

*İlk başta ön hazırlıkla başlayın. Bu da bazı önemli belirlemeleri ezberlemekten geçer:

İlk başta dilin mef’ulleri olan kelimeleri ezberleyin sonra konuşmalarda en çok kullanılan kelimeleri ezberleyin.

Gramer çalışın.

*Metodlar:

1-Çok örnek görmek mühim bir unsurdur.

2-Kulaktan dinleme

3-Koroyla doğru telaffuz ve konuşmalı öğrenme

4-Rol oynama

5-Sorularla programlı öğrenim (S.P.Ö) 

*Uykunun hafif dalma sürecinde olan bir kimseye bir konu tekrar tekrar anlatılırsa, o kişinin, uyandığında o konuyu öğrenmesi kolaylaşıyor.

*İlerletme hususunda bazı tavsiyeler:

1-O dilde kitap ve gazete okumak

2-Yabancılarla sohbet etmek

3-Yolda giderken gördüklerinizin o dildeki karşılığını hatırlayıp düşünmek

4-Alt yazılı yabancı filmleri kaçırmamak.

 

Veda Hutbesi

VEDA HUTBESİ (9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)

Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi'nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

"Hamd Allah'a mahsustur. O'na hamdeder, O'ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah'dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve Rasûlüdür (413/1)

Ey Nâs! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar! Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.(413/2)

Ashâbım! Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız.(413/3) Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur. (414)

Ashâbım! Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah'ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu amcam Abbas'ın fâiz alacağıdır. (415/1)

Ashâbım! Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib'in torunu (amcalarımdan Hâris'in oğlu) Rabîanın kan davasıdır(415/2)

Ey Nâs! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığnız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. (416)

Mü'minler! Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir. (417)

Ey Nâs! Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4'ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.(418)

Ashâbım! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız. (419)

Mü'minler! Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem'densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir.(420) Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.(421)

Ey Nâs! Cenâb-ı Hak Kur'an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. (422)Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.(423)

Ashabım! Alllah'tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.(424)

Ey Nâs! Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

- Allah'ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler. Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

- Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! Şâhid ol Yâ Rab! buyurdu".(425)

July 03

Osmali Devleti

ORNEK ALACAGIMIZ UYGARLIK / MEDENIYET CEDDIMIZ OSMANLIDIR !

Faziletliydik: Kimsenin malina, mulkune goz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdik. Hirsizlik nedir bilmez, dilenciligi meslek edinmez, kimseyi de kucumsemezdik.

Durusttuk: Bir zamanlar, Londra Ticaret Odasi nin en gorunur yerinde su mealde bir tavsiye levhasi asiliydi: Turklerle alisveris et, yanilmazsin.

Itibarliydik: Bir zamanlar, Hollanda Ticaret Odasi'nin toplantilarinda oylar esit cikinca, Osmanlilarla alisverisi olan tuccarin oyu iki sayilir, onun dedigi olurdu.

Temizdik: Yere bile tukurmezdik. Hatta, Osmanli askeri teskilatini Avrupa'ya tanitmasiyla meshur Comte de Marsigil, yere tukurmedikleri icin atalarimizi soyle elestiriyor: Turkler hicbir zaman yere tukurmezler. Daima yutkunurlar. Bunun icin de saclarinda sakallarinda bir hararet olur ve zamanla saclari, kaslari, sakallari dokulur.
>
> Cevreciydik: Kurak gunlerde ucretle adamlar tutup sokaktaki ulu agaclari sulatir, gocmen kuslarin yorgunluk atmasi icin, sacak altlarina kus saraylari yapardik. Bunlara oyle cok ornek var ki, saymakla bitmez.
>
> Harama el surmezdik: Fransiz muellif Motray, 1700'lerdeki halimizi soyle anlatiyor: Turk dukkanlarinda hicbir zaman tek meteligim kaybolmamistir. Ne zaman bir sey unutsam, hic tanimadigim dukkancilar, arkamdan adam kosturmuslar, hatta birkac kere Beyoglu'ndaki ikametgahima kadar gelmislerdir.
>
> Medeni idik: Ingiliz sefiri Sir James Porter ise, 1740 larin Turkiye si icin sunlari soyluyor: Gerek İstanbul'da, gerekse imparatorlugun diger sehirlerinde hukum suren emniyet ve asayis, hicbir tereddude imkan birakmayacak sekilde ispat etmektedir ki, Turkler cok medeni insanlardir.
>
> Dosdogruyduk: Fransiz generallerden Comte de Bonneval ise, su hukmu veriyor: Haksizlik, murabahacilik [asiri kar koyma, tefecilik], inhisarcilik [tekelcilik] ve hirsizlik gibi suclar, Turkler arasinda mechuldur... Oyle bir durustluk gosterirler ki, insan, cok defa Turklerin dogruluklarina hayran kalir.
>
> Hirsizlik nedir bilmezdik: Fransiz muellif Dr. Brayer, 1830'larin İstanbul'unu getiriyor onumuze: Evlerin kapisinin soyle boyle kapatildigi ve dukkanlarin cogunlukla umumî ahlaka itimaden acik birakildigi İstanbul'da her sene azami bes-alti hirsizlik vakasi gorulur.
>
> Ubicini, Dr. Brayer'i soyle dogruluyor: Bu muazzam payitahtta dukkancilar, namaz saatlerinde dukkanlarini acik birakip camiye gittikleri ve geceleri evlerin kapisi basit bir mandalla kapatildigi halde, senede dort hirsizlik vakasi bile olmaz. Ahalisi sirf Hiristiyan olan Galata ile Beyoglu'nda ise hirsizlik ve cinayet vakalari olmadan gun gecmez.
>
> Naziktik: Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880 lerin biz ini anlatiyor bize: İstanbul Turk halki Avrupa'nin en nazik ve en kibar insanlaridir. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi, nadirattan isitilir. O kadar musamahakardirlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gordugunuz kolayligin cok fazlasini gorursunuz.
>
> Cihana ornektik: Turkiye Seyahatnamesi' yle meshur Du Loir'un 1650'lerdeki hukmu soyle: Hic suphesiz ki, ahlak bakimindan Turk siyasetiyle medeni hayati butun cihana ornek olabilecek vaziyettedir.
>
> Sefkatimiz yalnizca insana yonelik degildi, hayvanlari, hatta bitkileri bile kapsiyordu.
>
> Hayata karsi saygiliydik: Bu konuda dilerseniz Elisee Recus'u dinleyelim, bize 1880'lerdeki halimizi anlatsin:
> Turklerdeki iyilik duygusu, hayvanlari dahi kucaklamistir. Bircok koyde esekler haftada iki gun izinli sayilir... Turklerle Rumlarin karisik olarak yasadigi koylerde ise, bir evin hangi tarafa ait oldugunu kolaylikla anlayabilirsiniz. Eger evin bacasinda leylekler yuva yapmissa, bilin ki o ev bir Turk evidir. (Kucuk Asya, c. 9)
>
> Hayirseverdik: Comte de Marsigli'yi tekrar dinleyelim: Yazin İstanbul dan Sofya ya giderken daglardan anayol uzerine inmis koylulerin, yolculara, bedava ayran dagittiklarina sahit oldum.
>
> Ayni muellif, ceddimizin hayirseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Soyle diyor: Fakat sunu da ifade etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. Iyiliklerini yalniz insan cinsine hasretmekle kalmayip, hayvanlara ve hatta bitkilere bile tesmil ederler.
>
> Bu tespiti, Islam ve Turk dusmani Avukat Guer misallendiriyor: Turk sefkati, hayvanlara bile samildir dedikten sonra su ornegi zikrediyor: Hayvanlari beslemek icin vakiflar ve ucretli adamlari vardir. Bu adamlar, sokak baslarinda sahipsiz kopeklere ve kedilere et dagitirlar.. . Sokaktaki agaclarin kurakliktan kurumasini onlemek icin bir fakire para verip sulatacak kadar kacik Muslumanlara bile rastlamak mumkundur...
>
> Kacik ligin kaynagini da veriyor adam: Bircoklari da sirf azad etmek icin kusbazlardan kus satin alirlar. Bunu yapan bir Turk'e, bir gun, yaptigi isin neye yaradigini sordum. Kucumseyerek bakti ve su cevabi verdi: Allah in rizasini tahsile / kazanmaya yarar.
>
> Ne dersiniz? Galiba, gecmisimizden uzaklasmak, bize cok pahaliya patladi.
>
> Iste sorulmaya deger ve cevaplanmasi elzem olan soru: Bizde, o zaman var olup da bugun olmayan nedir? Nasil kaybettik? Nasil buluruz?
>
> ( * ) GUNES BILISIM SIRNAK

Tongue Fu (Sözlü Dövüş Sanatı) (Sam Horn)

TONGUE FU - SöZLÜ DöVÜŞ SANATI
SAM HORN ( Çeviren : Zülfü Dicleli )
Boyner Holding Yayınları , Haziran 1997

4 ana kısımdan oluşan kitap 30 farklı bölümü içeriyor ve her bölüm sonunda, bölümde anlatılan durum ile karşılaşıldığında neler yapılabileceğine ilişkin bir Eylem Planı var. Belirtilen durum karşısında Kullanılması Gereken Sözler ile Unutulması Gereken Sözler ayrı ayrı verilmiş. Bu eylem planlarını okurken gördüm ki, olaylar karşısında verdiğim tepkiler, söylediğim sözler ne kadar yanlış ve genelde, Unutulması Gereken Sözler imiş.

Kitapta ayrıca, yazarın çeşitli gruplarla yaptığı eğitim programlarına katılan kişilerin bire bir karşılaştığı durumlar, bölümde bahsedilen duruma uygun örnekler olarak verilerek, günlük hayatta pek çoğumuzun yaptığı hatalar ve sonuçları ortaya konulmuş. Kitap bu açıdan da çok öğretici ve zor insanla başa çıkmanın kestirme yollarını görebiliyorsunuz.

TONGUE FU ( SöZLÜ DöVÜŞ SANATI )

Eğer insanlar zorsa, onlara karşılık vermek veya buna sinir olmak ya da kızmak hiçbir işe yaramaz.

Kung Fu'nun amacı fiziksel bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak, ya da caydırmak iken TONGUE FU'nun amacı psikolojik bir saldırıyı etkisiz hale getirmek, silahsızlandırmak ya da caydırmaktır. TONGUE FU öz savunmanın sözlü biçimidir; acı sözler söylemek ya da susup kalmak yerine başvurulabilecek yapıcı bir seçenektir.

Sözlü dövüş sanatının asıl amacı kendinizi sözlü saldırılara hedef olmaktan koruyacak şekilde nasıl güven içinde davranacağınızı öğrenmektir. Ama kışkırtıldığınızda da, bu zihinsel ve dilsel dövüş sanatlarını ustaca kullanarak kendinizi koruyabileceksiniz.

TONGUE FU sadece adil ya da dürüst olmayan davranışlara karşı koymakla ilgili değildir. Aynı zamanda bir yaşam felsefesi; hem işinizde hem de dışarıda herkesle daha iyi geçinmenize yardımcı olacak bir iletişim tarzıdır. Çatışmaları nasıl önleyebileceğinizi, nasıl işbirliği oluşturacağınızı ve başkaları düşüncesiz ya da kaba davrandığında bile nasıl nazik kalmayı tercih edebileceğinizi öğretir.

Zor insanlarla uğraşmaktan hiç kimse hazzetmez. Ne ki, bu günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu fikirler size anlaşması zor insanları ustaca silahsızlandırarak kişisel ve mesleki ilişkilerinizi daha az gerilimli ve daha tatmin edici kılmada yardımcı olabilir.

" Başkalarının yanlışlarından öğrenmeliyiz. Hepsini kendimiz yapacak kadar çok zamanımız yok. " Groucho Marx

"öfkeyle tehlike arasındaki mesafe kıldan incedir." Anonim

Hissettiklerimizi hiç düşünmeden dışarı vurmak bir karşıtlık ortamı yaratır ve olumsuz duyguları tırmandırır. Gerçekte, duyduğumuz ilk tepkimizden yola çıkmak her zaman faydadan çok zarar getirir. Bu andan itibaren hedefimiz, konuşmadan önce düşünmektir.

"Yapmış olduğum bütün yanlışlıklar, tanık olduğum bütün saçmalıklar, işlediğim bütün hatalar düşünmeden davranmış olmamın sonucudur." Anonim

Birisine kızdığınızda, kendi kendinize şunu sorun: " Onun yerinde ben olsam ne hissederdim? " Bu cümlenin gücü, size olayı öteki kişinin tarafından yaşamak fırsatı vererek husumeti ortadan kaldırmasındadır.

İnsanların size davranış tarzından hoşlanmıyorsanız, tercih edebileceğiniz iki yol vardır. Ya hiç düşünmeden karşılık verirsiniz ve aklınızın bir parçası onlarda kalır, ya da bir saniye durup olayları onların açısından gözden geçirirsiniz ve aklınız huzur içinde kalır.

" Zayıflar hiçbir zaman affedemez. Affedebilmek güçlülere özgüdür. " Mahatma Gandi

Affetmeye ve unutmaya yardımcı olabilecek diğer bir soru: Kendinize sadece "İnsanlar niçin bu kadar zor? " diye sorun. "Niçin böyle bir şey söyledi? "

"Ben olsam ne hissederdim ?" ve " Niçin böyle davranıyorlar? " soruları, alay ve küçümseme yerine duyarlılıkla yaklaşmamıza yardımcı olur.

" Bir öfke anında sabır gösterirsen, yüz gün üzüntü çekmekten kurtulursun. " Çin Atasözü

Zor insanlar dünyada her zaman olmuştur ve olacaktır. Başka insanların sınırlı algılamalarının bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz. Aynı şekilde kendi sınırlı algılamalarımızın da başka insanları tanımlamasına olanak tanımamalıyız.

Sabırsızlık çoğu zaman cehaletin bir yan ürünüdür.

Sabrınızı sınayan birisine aynıyla mukabele etmek üzereyseniz, onu hor görmenizin nedeninin içinde bulunduğu duruma ilişkin sınırlı bilginiz olabileceğini unutmayın.

Sizi rahatsız eden birisine bunun faturasını ödetirseniz, onunla birlikte siz de bir fatura ödersiniz.

" Bir hakareti görmezden gelmek çoğu zaman öcünü almaktan daha iyidir. " Seneca

TONGUE FU, aksi insanlara sevecen davranmanın sadece mümkün değil aynı zamanda tercih edilir olduğu felsefesi üzerinde kuruludur.

Hoşa gitmeyen insanlara kızgınlıktan çok empatiyle yaklaşmayı tercih ederek, çoğu zaman düşmanlığı uyuma dönüştürebilir, öfkenin çevresinden dolaşabilir ve süreç içinde kendinizi ve başkalarını mutlu kılabilirsiniz.

Kızgınlığını hızla aşmak için; Yaklaşım gösterip sempatik davranabilirsiniz. Anlayışlı ve empatik davranabilirsiniz. Gevşeyerek merhametli davranmayı tercih edebilirsiniz. Kendinizi onların yerine koyarak kızgınlığınızı çabucak aşıp onları affedebilirsiniz.

"İnsanlara olmaları gerektiği gibi davranın, böylece yeteneklerinin elverdiği kişi haline gelmelerine yardımcı olmuş olursunuz. " Goethe

Size sıkıntı veren bir özelliğiniz ya da durumunuz varsa, onun sizi kızdırması yerine, sizin ondan neşe duymanız daha anlamlı olmaz mı ?

Bamtellerinizi saptayın. Kendinizi kaybetmenize ya da dengenizi yitirmenize neler sebep oluyor? O hiç de komik olmayan şakalara karşı nükteler toplamaya başlayın. Kendinize hazır cevaplardan bir repertuar oluşturun. Çoğumuz profesyonel bir espri yazarının yardımını alamayacağı için, kendi muşta cümlelerimizi kendimizin geliştirmesi gerekiyor.

"Kahkaha hayatın darbelerini azaltan bir şok emicidir. " Yogi Bera

Aşırı kişisel soruları " Bunu niçin soruyorsunuz. ? " diye sorarak da savuşturmak mümkündür. Bu sert karşı hamle genellikle insanların sorgulama sınırını aştıklarının hemen farkına varmasını sağlar.

TONGUE FU, birisi duyarsız davrandığında şoka uğramak yerine hafife almayı öğrenmenin önemli olduğundan yola çıkar.

"Mizah büyüktür, her şeyden önce kurtarıcıdır. " Mark Twain

Zorlukları nükteyle karşılamak için; Endişe yaratıcı sorulara cevaplar hazırlayabilirsiniz. Talihsizliklere gülüp geçebilirsiniz. Ne olursa olsun mizah duygusunu muhafaza edersiniz. Sizden yana espriler toplar ve bunları kullanarak dünyaya gülümseyen gözlerle bakabilirsiniz.

Mutsuz bir insan size içini dökmeye başlarsa ne yaparsınız. Onu rahatlatmaya mı çalışırsınız? Ama "O kadar da kötü olamaz." ya da "Gel bir de iyi tarafından bak." türünden sözlerin kendini kötü hisseden birini yüreklendirmekten çok felce uğratacağını bilmiyor olabilirsiniz. "Yarın kendini daha iyi hissedeceksin." türünden mantık yürütme denemeleri sadece acıyı daha da pekiştirir. İnsanların bir derdi olduğunda, aradıkları çözüm değil sempatidir.

"Hiç kimse akıl almak istemez, istedikleri sadece teyit edilmektir." John Steinbeck

Dertli biri ile karşılaştığınızda Terapistin Yöntemini kullanın: Bu yöntem, birisinin açıklama, onay alma ve düşünce geliştirme çabasıyla söylediği şeyleri benzer cümlelerle kendisine geri aktarmayı içerir.

Birisinin dediklerini, papağan gibi, kelime kelime tekrarlamak tavsiye edilmez, çünkü böyle konuşmak aşağılama ya da hükmetme izlenimi doğurur. Benzer cümlelerle tekrarlamaksa, birisinin söylediklerinin özünü kendi sözcüklerinizi kullanarak özetlemektir. Söyledikleri şeyin anlamını paylaşmak için böyle ciddi çaba gösterilmesi, insanları incitmeyecek tersine hoşlarına gidecektir. Bu yöntem kişinin kendisine sıkıntı veren şeyin bilincine varmasına yardımcı olur. Söylev çekmek yerine onları dinlediklerini anlamalarına yardımcı olur.

" İnsanların bizim için harekete geçmesinden çok duygularımızı paylaşmasını isteriz. " George Eliot

Size yakın insanlar kendilerini mutsuz hissettiğinde, endişelerini fikir yürüterek gideremeyeceğinizi unutmayın. Kendilerini hemen korkularından kurtarmaya çalışmak yerine, hissettiklerini sabırla geri yansıtın. Yapmak istemedikleri bir şeyi niçin yapmaları gerektiğini kendilerine açıklamak yerine, bu sadece dirençlerini daha da arttırır, neyin olmasını istediklerini anlamaya çalışın.

Dertli insanlarını ihtiyacı köşeye sıkıştırılmak değil, hislerine kulak verilmesidir.

Mutsuz insanların, ne yapmaları ya da ne hissetmeleri gerektiğine ilişkin söylevler dinlemek değil, göğüs kafeslerinin içindeki şeyi dışarı çıkartmak istediğini unutmayın. Anlattıklarını çürütmeye çalışmak yerine geri yansıtarak, kendilerine sıkıntı veren şeyi açığa vurmalarına yardımcı olabilirsiniz. Kendilerini daha iyi hissedecek ve en nadir rastlanan insanlardan biri, empatik bir dinleyici olduğunuz için size teşekkür edeceklerdir.

İnsanlarla onların dertlerini konuşmak için; Onun söylediklerini geri yansıtırsanız, o da kendisine kulak verildiğini düşünür. İçini dökmesine yardımcı olmak için yorumunu kendi cümlelerinizle tekrarlarsınız. Bir şeyleri açıklamaya çalışmak yerine onun isteklerini dile getirirsiniz. Onun isteğini geliştirerek ifade edersiniz ve o da kendisinin anlaşıldığını düşünür.

Birisi şikâyet etmeye başladığında ne yaparsınız? Almak istedikleri şeyi almak istedikleri zamanda niçin alamamış olduklarını açıklamaya mı çalışırsınız? Bu yaygın bir tepkidir. Ne yazık ki, genellikle şikâyetçiyi yumuşatmak yerine daha da tahrik eder. Niçin? Açıklamalar gerekçe gibi algılanır. Şikâyetçi sizden hesap sormasının mümkün olmadığını görünce daha da öfkelenir.

İnsanlar şikâyet ettiğinde açıklama yapmayın. önce kendinize söylediklerinde genelde doğru bir şey var mı, diye sorun. Eğer öyleyse, şu sihirli sözcüğü söyleyin : " Haklısınız! "

" Açıklama yapmaktan daha büyük bir zaman israfı olamaz. " Benjamin Disraeli

Açıklama yapmak fikir yürütmeyi genişletir, kabul etmek ise sona erdirir. İnsanlar şikâyetçi olduğunda yapılacak her açıklama boşuna olacaktır. Bu yerine beyninizi kullanın ve hemen, KöH trenine atlayın. Yani; Kabul Et, özür Dile, Harekete Geç.

"Bütün büyük hatalarda ortada bir yerde, hatayı geriye almanın ve belki de gidermenin mümkün olduğu birkaç saliselik minicik bir an hep vardır. " Pearl S. Buck

" Bir şeyi doğru yapmak niçin yanlış yapıldığını açıklamaktan daha az zaman alır. " Henry Wadsworth Longfellow

Gerekçe aramak yerine çaba harcayın. Birisine işlerin niçin yanlış gittiğini açıklamaya zaman ayırmak yerine, zamanı yanlışı doğru yapmaya harcayın.

" Çoğu insan problemlerin çevresinden dolaşmaya, onları çözmeye çalışmaktan daha çok zaman ve enerji harcıyor." Henry Ford

Suçun kimde olduğunu tartışıp durmak, olmuş olanı değiştirecek değildir. Bir şikâyetçiye hak vermenin uygun düşmeyeceği durumlarda, en azından duygularınızı anladığınızı ifade edebilir ve kendisine yardımcı olacak adımlar atabilirsiniz.

Daha önce yapılması gereken ama yapılmamış olan şeyler yerine şimdi yapılması gerekenler üzerinde odaklanırsanız, çoğu zaman bir hatayı daha patlak vermeden gidermeniz mümkün olabilir.

" Gerekçe üretme, düzelt " Frank Hubbard

Şikâyetleri anında sona erdirmek için; Kendi kendine karşıdakinin söylediklerinin temelde doğru olup olmadığını sorar ve öyle ise kişiye hak verebilirsiniz. özür dileyerek münakaşayı daha başlamadan sona erdirebilirsiniz. Duruma dikkat çektiği için kendisine teşekkür edebilirsiniz.

Hiç kimsenin kazançlı çıkamayacağı bir tartışmaya dahil olursanız ne yaparsınız.? Karşı tarafın fikrini hiçbir zaman değiştiremeyeceğiniz, onun da sizin fikrinizi değiştiremeyeceği aşikârdır. Bu beyin düellosunu sürdürürseniz birbirinizin duygularını zedeler ve ilişkilerinize onarılamayacak zararlar verecek şeyler söylersiniz.

Ağızdan çıkan söz uçar gider, onu bir daha yakalayamazsınız.

" Hayatta mutluluk kısmen kavga vermekten değil kavgadan kaçınmaktan gelir. Ustaca bir ricat kendi başına bir zaferdir. " Norman Vincent Peale

Açmaza düşmekten kaçınmanın etkili yolu " Her ikimizde haklıyız " saptamasını yapıp daha emniyetli bir konuya geçmektir. İki taraf da geçerli görüşlere sahiptir. Birbirimizi ölümcül düşmanlar görmek yerine, sadece duygusal bir konuda karşıt görüşlere sahip olduğunuzu anlamanız gerekir.

" İyi davranışlar küçük fedakârlıklardan oluşur. " Ralph Waldo Emerson

" Kibarlık kadar elde edilmesi kolay ve bir o kadar kârlı bir başka kazanım yoktur. " George Bernard Shaw

" Biz aynı tarafız " Bu cümle karşı karşıya gelmek yerine yan yana çalışmanıza yardımcı olacaktır. Bir konuda fikir birliği içinde değilseniz, düşman olmanız gerekmez. önemli olan nihai hedeftir.

" Tartışmacıların fikirleriyle birbirlerini ikna etmeyi başardığı münakaşaya daha hiç tanık olmadım. " Thomas Jefferson

" İnsan iletişimin en genel amacı uzlaşmadır; ya da öyle olması gerekir. " M. Scott Peck

Sonuçsuz kalacak tartışmalardan ; " Bu konuya sonra geri dönelim" , " Ne olur, beni bu işe karıştırmayın " gibi onurunuzu zedelemeyen cümlelerle uzaklaşın.

Münakaşadan zarif bir şekilde sıyrılmak için; Münakaşadan kaçınırsız. Bir anlaşma atmosferi yaratıp münakaşayı önlersiniz. BİZ sözcüğünü kullanarak darboğazı aşmaya çalışırsınız. Sonuç almaya yönelik olarak işbirliği yaparsınız.

TONGUE FU bir kavga değil, bir incelik sanatıdır. Amacı saldırganları imha etmek değil, olumsuz taktiklerini gün ışığına çıkararak etkisizleştirmektir.

İncelik, düşman yaratmadan sözünü söyleyebilme sanatıdır.

" Düşmanımı dostum haline getirerek imha ederim." Abraham Lincoln

" Kuvvetlerle mücadele etmeyin, onları kullanın. " R. Buckminster Fuller


Size karşı oynanan oyunun adını koyun. Amaçları fark edip soğukkanlılığınızı koruyun. Sizi kurban etmelerine izin vermemeye kararlı olun. Soğukkanlı, güvenli ses tonuyla ve bir tutam mizah katarak konuşun. Oyunun adını koyup, yapmaya çalıştıkları şeyin farkında olduğunuzu gösterin.

" Gerçek konuşma sanatı sadece doğru şeyi doğru yerde söylemek değil, aynı zamanda yanlış şeyi dilin ucuna geldiği ada söylenmemiş bırakmaktır. " Dorothy Nevill

" öfkeliyken konuşun; bütün zamanlar için pişman olacağınız en iyi konuşmayı yapmış olursunuz. " Henry Ward Beecher

" Sözcükleri ağzınızdayken yutmak onları daha sonra yemekten daha iyidir. " Franklin D. Roosevelt

Ağzınızı açmadan önce söyleyeceğiniz şeyin sonra dönüp hayalet gibi sürekli yanınızda dolaşmasının mümkün olup olmadığını düşünün. Dönüp size vurma olasılığı varsa sözünüzü kendinize saklayın.

" Diplomat hiçbir şey söylemeden önce iki kere düşünen insandır. " Anonim

Suskunluk güç kaynağıdır.

Eğer birisi söylediklerinde direniyorsa, kısa bir aradan sonra kendisine "Peki, siz ne öneriyorsunuz ?" sorusunu yöneltmek, o kişiyi önerinizi dikkate almaya ikna etmenin mükemmel bir yoludur. Tek yapmanız gereken; " Siz ne öneriyorsunuz ?" " Benim yerimde siz olsanız ne yaparsınız ?" " Siz olsanız ne hissederdiniz?" gibi sorular sorup sonra susmak. Suskun kalmak en dokunaklı konuşmadan bile daha ikna edici olabilir.

" Çok konuşmama konusunda konuşulacak çok şey vardır. " Frank Tyger

" Suskunluk çürütülmesi en güç kanıtlardan biridir. " Anonim

Dilini tutmayı bilmek sözlü dövüş sanatının en önemli becerilerinden biridir. Konuşmanın yarardan çok zarar getireceği durumlarda sessiz kalmayı öğrenerek kendinize bir dost daha edinebilirsiniz.

Dilini tutmak için; İleride söylediğiniz bir şeyden pişman olmamak için önce düşünürsünüz. Dürüst davranmayı ve kötü sözler sarf etmemeyi tercih edersiniz. Tartışmayı daha yapıcı bir konuya kaydırabilir ve grubun dikkatini gündemdeki bir başka soruna çekebilirsiniz.

" Söylememiş olduğum bir şeyin zararını daha hiç görmedim. " Calvin Coolidge

Ne söyleyeceğinizi bilmediğinizde ne söylemelisiniz? Hiçbir zaman unutulmaması gereken şey: Aklın söylenen bir şeyin tersini tahayyül etmediğidir. Akıl sadece işittiğini duyar. Ona bir şeyi yapma dediğinizde, tam da önlemek istediğiniz şeyi yapar.

Başkalarıyla konuşurken ya da kendi kendinizle konuşurken sadece olumlu kelimeler kullanın. "Yüksek Sesle Çalmamalıyım" yerine "Yumuşak Çalmalıyım" deyin.

Akıl her şeyi harfiyen alır ve bir fikrin tersi üzerinde odaklanma yeteneği yoktur. Akıl sözcüklerin çağrıştırdığı resimler üzerine odaklanır ve etme, düşünme, son ver gibi talimatlara kulak asmaz.

öyleyse birisi yaralayıcı bir söz söylediğinde bunu ret ederek karşılık vermeyin. Bir şeyin doğru olmadığını söylemek onun teyidi olarak algılanır. Kelimelerin olumsuz kullanımı hoşa gitmeyen görünümü daha da güçlendirir. " Bu kadar ürkek olma "diyene "ben ürkek değilim "diye cevap vermeyin. Bu tür sorulara soru ile cevap verin : " Ne demek istiyorsun? " Bu sorunun güzelliği çok çeşitli düzeylerde işerli olmasındadır.

"öfkenin en iyi ilacı geciktirmektir " Seneca

"Her münakaşanın temelinde birisinin cahilliği yatar." Louis D. Brandeis

Bu tür durumlarla karşılaştığınızda yüzeysel tepki vermek yerine sorunlu duruma yol açan nedeni arayın. Birisi yanlış bir davranış içindeyse iki tercihiniz olabilir. Ya şikâyet edersiniz ya da soru sorabilirsiniz. Çoğu zaman söz topunu konuşma sahasının karşı tarafına geri atarak sorunun nedenini açığa çıkarabilirsiniz. "Niçin böyle düşünüyorsunuz? " ya da "Ne demek istiyorsunuz? " gibi sorularla, arzu edilmeyen davranışların kaynağını saptayarak giderme yolunda adımlar atabilirsiniz.

Ne söyleyeceğinizi bilmediğiniz zamanlarda, söylenecek şeyler için; Gerçekte ne olduğunu araştırırsınız. (Bununla ne demek istiyorsun?). Bilgi almaya çalışırsınız. (Niçin böyle diyorsun?) Kendini savunmaya çalışmadan söz savaşından kaçınırsınız (Böyle düşünmenin sebebi nedir?) . Sinir boşalmasının sebebini bulup, önlersiniz.

"Sorunları yerdeki delikler gibi görün. Kazıp derinleştirebileceğiniz gibi toprak atıp kapatabilirsiniz de. " Anonim

Hata değil çözüm bulun.

"İşimiz geçmişin sorumluluğunu değil, geleceğin rotasını belirlemektir. " John F. Kennedy

Münakaşa etmek boşa zaman harcamaktır, çünkü geçmişi değiştiremezsiniz. Geçmişten sadece ders alınabilir. Kimin yaptığının, sorunun çözümü açısından faydası yoktur. Çözüm için önemli olan sorunun ortadan kaldırılabilmesi için ne yapılabileceğinin belirlenmesi ve bir daha bu tür sorunlarla karşılaşılmamamsı için ne yapılabileceğinin tespitidir.

" Bir münakaşadan kazançlı çıkmanın tek yolu ona hiç girişmemektir. " Dale Carnegie

" Hakikat anında ya nedenler ya da sonuçlar vardır. " Chuck Yeager

Hata değil çözüm bulmak için; Geleceğe yönelir ve hatayı gidermeye çalışırsınız. Bundan böyle ne yapılabileceği konusuna bakarsınız. Elinizi kaldırarak husumete son verir ve bunu yapmayalım dersiniz. Sonuçları ve ikinizce de arzu edilen davranışı tartışırsınız.

" Taş ve sopalar kemiklerimi kırabilir, ama sözler kalbimi kırar. " Robert Fulghum

Silah işlevi gören sözler kullanmayınız. Konuşmayı yapıcı kılmak için olumlu cümleler kullanınız.

"AMA" sözel bir balyozdur ve tartışmaları münakaşaya dönüştürür. Balyozla ilişki inşa edemezsiniz. Yıkıcı " AMA " sözcüğü yerine yapıcı " VE " sözcüğünü kullanınız.

" VE " sözcüğünün güzelliği, bir önce söylenen sözü bloke etmek yerine onun üzerine inşa etmesindedir. Tartışmaları münakaşaya dönüştürmek yerine ilerletir. AMA sözcüğü genellikle olumsuz bir haberden önce gelir. İnsanlar AMA 'dan önce söylenenleri dikkate almazlar. Çünkü kendilerini asıl etkileyecek olan sözcüğün AMA 'nın ardından gelecek şey olduğunu bilirler. AMA daha önce söylenenleri iptal eder. "VE" sözcüğü ise her iki açıklamayı da birbirine ters bile olsalar ortada bırakır. AMA siler VE kabul eder.

AMA açıklamaları birbirine bağlamaz aralarında çatışma çıkartır, çünkü önce söylenenle sonra söylenene eşit değer tanımaz.

AMA çatışmayı kışkırtır VE önler. AMA öfkelendirir VE yatıştırır. Bundan böyle söylenenleri birleştirmek için VE' yi kullanın.

" YAPMALIYDIN, ETMELİYDİN " demeye son verin.

Çünkü hiçbir yapıcı değeri yoktur. Kişi yanlışı ortadan kaldıramayacağı için kendini çaresiz hissedecek ve onuru zedelenecektir. Amaç insanları utandırmak yerine davranışlarını biçimlendirmektir.

Birisi bir hata yaptığında bunu yüzüne vurduğunda haklı bile olsak kızgınlık duyacaktır, çünkü yapacak bir şeyi yoktur, olan olmuştur.

Eleştirmenlik değil Koçluk yapın. Şöyle yapmalıydın yerine, bir dahaki sefere ya da bundan böyle nasıl doğru yapabileceğini anlatın. Onu utandırmak yerine davranışını biçimlendirin.

" Hatanın başarının düşmanı olduğunu düşünmek çok yaygın bir yanlıştır. " Thomas J. Watson

Hata bir öğretmendir, acımasızdır ama en iyisi ve etkilisidir. Hatalarınızı sizin için çalışır hale getirin.

Eleştirmen değil Koç olmak için; Çıkarılacak ders üzerinde yoğunlaşır ve durumu nasıl düzelteceğini sorarsınız. Bundan böyle sözünü kullanır ve davranışını biçimlendirirsiniz. Bir dahaki sefere sözünü kullanır onu geleceğe hazırlarsınız. Ona koçluk eder, durumdan değerli bir ders çıkarmasına yardımcı olursunuz.

EMRETMEYİN, RİCA EDİN. Bir şeyi ancak isteyerek yaptığınızda gönüllü olarak harekete geçersiniz. O nedenle talimatları ricalar ya da öneriler şeklinde sunun.

İKAZ ETMEYİN. HATIRLATMA YAPMAYIN. Çünkü hatırlatmalar yardımcı olma amacı taşıyor olsa da, paylama etkisi yapar. İkaz etmek aslında dırdır etmekten başka bir anlama gelmez.

Daha ince bir yaklaşım, atılması gereken adıma ulaşmalarına yardımcı olacak yönlendirici sorulara insanların kendilerini keşfetmelerini kolaylaştırmaktır. " Yarın resim dersine bir çalışma götürmen gerektiğini unutma" yerine " Yarın resim dersine hangi çalışmayı götüreceksin? "

Burnu büyük bir şekilde başkaları adına düşünmek ve onların tepkisini çekmek yerine, kendi sonuçlarını çıkarmalarına yardımcı olun. Komutlarla girişimciliklerini öldürmek yerine, sorularla akıllarını tutuşturun.

Yönetmek, insanları ayak uydurmayı tercih etmeleri için nazikçe esinlendirmektir. Buyrukları rica şeklinde formüle etmek saygı duymayı sağlar. öneride bulunursanız, kendilerini özerk hissedip, isteyerek, işbirliği yaparlar.

YAPAMAM sözcüğünü aklınızdan çıkartın. Neyin niçin yapılamayacağı üzerinde yoğunlaşmak yerine, nasıl ve ne zaman yapılabileceğini bulmaya çalışın.

Yoksun bırakmayın tasarlayın. " Hayır, video seyredemezsin daha ödevini bitirmedin " yerine " Elbette, ödevini bitirir bitirmez video seyredebilirsin. " deyin.

" Nazik sözlerin söylenmesi çabuk ve kolay olabilir, ama yankıları gerçekten sonsuzdur. " Teresa Ana

İstek kabul edilemez ise ne yapacağız? . İtici değil sevimli sözcükler kullanın. "MÜMKÜN DEÄžİL" ya da YAPACAK BİR ŞEY YOK gibi cümleler kullanmayın. Bu cümleler iticidir, çıkmaz sokağa götürür. UMARIM ve DİLERİM gibi sözlerle kötü haberlerin etkisini yumuşatmaya çalışın.

"İSTERDİM", "UMARIM" gibi sözler sevimlidir, kapalı kapıları açar, insanları her zaman mutlu eder. İnsanlara istediklerini her zaman veremezsiniz. Ama ilginizi verebilirsiniz, onları düşündüğünüzü ifade edebilirsiniz.

"Karanlığa lanet okumaktansa bir mum yakmak evladır." Her durumda yapabileceğiniz bir şeyler vardır.

İnsanlara neyi yapamayacağınız ya da neyi elde edemeyeceklerini söylemek karanlığa lanet okumak anlamına gelir. Neyi yapabileceğiniz ve neyi elde edebilecekleri üzerinde odaklanmak ise sevecenlikle bir mum yakmaktır.

Sorun yaratan bir başka sözcüğü daha öğrenmek ister misiniz? Bu PROBLEM ya da SORUN sözcüğüdür.

Bilimciler ve matematikçiler açısından bu sözcük sadece "araştırılması, üzerinde düşünülmesi ve yanıtlanması gereken bir soru" anlamına gelir ve olumsuz bir çağrışım yapmaz.

Çoğu insan için ise, problem sözcüğü dert anlamına gelir. Sözlükler problemi, " kafa karışıklığı, sıkıntı ya da rahatsızlık kaynağı" olarak tanımlamaktadır. Bu kelimeye günlük konuşmalarda kullandığınızda, diğer kişi, öyle olmasa bile, bir şeylerin yanlış gittiğini düşünecektir. Dinleyicinin kafası karışacak, canı sıkılacak, rahatsız olacak ve işiniz zorlaşacaktır.

Problem Yanlış Bir Şey Var Anlamına Gelir.

" Eğer elinizdeki tek alet bir çekiçse, her problemi bir çivi olarak görmeye başlarsınız. " Abraham Maslow

Sözcüklerin fiziksel olduğu kadar manevi etkileri de vardır. SORUN sözcüğünü aşırı kullanmanız insanların şevkini kırabilir ve sizden uzak durmaya başlamalarına yol açabilir.

" Hayatımız düşüncelerimizin eseridir. "Marcus Aurelıus

PROBLEM, SORUN sözcüğünü olumlu cümlelerle ikame ederek gelişmeleri olumlu bir yöne kanalize edebilirsiniz. Olumlu ve açık bir şekilde konuşunuz.

" Tutumumuz dünyamızı renklendiren tebeşirlerdir. " Allen Klein

Abartılmış kelimeler kullanmayınız. HEP, HİÇ, HER vb. HERKES, BÜTÜN, HER ZAMAN, HİÇ KİMSE gibi kuvvetli kelimeler hakikate dayanır. Hakikat abartıldığında kışkırtıcı olur ve öfke yaratır. Onun yerine ifadeniz, karşınızdakine açıklama getirme ve tutumunu düzeltme fırsatı vermelidir.

"Abartı kendini kaybetmiş hakikattir." Kahlil Gibran

Şikâyetlerinizi çocuklarınıza, onları cevap vermeye zorlayacak sorular şeklinde formüle ediniz. Çocuklara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine " yataktan kalktıktan sonra ne yapmak lazım?" gibi sorularla daha iyi sonuç alınacaktır.

Abartılmış kelimeleri içeren ifadeler çoğu zaman eski eylemleri ya da eylemsizlikleri hedef alır. Bu ise üçlü bir saldırı ortaya çıkarmakta, aşırı bir suçlamayı adil olmayan bir hüküm ve geçmişin hesabının sorulması izlemektedir.

Bu tür abartılmış kelimeler taşıyan aşırı sözleri sorular şeklinde sahibine geri yansıtın. Suçlayıcı sözleri saldırgan olmayan bir şekilde geri aktarmak, karşı tarafı ithamlarını yeniden tartma ve değerlendirme fırsatı verecek ve böylece münakaşayı önleyecektir.

Ancak bu faydalı olmaz ise, aşırı sözleri uzun uzadıya yanıtlamaya çalışmak, açıklamalar getirmek yerine, bilinçli olarak görmezden ya da duymazdan gelmek çok daha bilgecedir.

"Bilgelik sanatı, neyi görmezden gelmek gerektiğini bilme sanatıdır." William James

"Hayatımda çok felaket acısı çektim. Çoğu hiçbir zaman gerçekleşmedi." Mark Twain

"Kendi başına iyi ya da kötü olan bir şey yoktur, bunu düşüncelerimiz yapar." William Shakespeare

Koşullar kendi başlarına iyi ya da kötü değildir. Bu, nasıl yorumladığınıza bağlıdır. Bir şeyi korkunç olarak yorumladığınızda kendinize, Bu doğru mu? Doğru olan hangisi? Diye sorun. Ancak bu şekilde doğru yorumlara ulaşabilirsiniz.

Birisinin kendisini önemli hissetmesi için yapabileceğimiz en iyi şeyin tamamen onun üzerinde yoğunlaşmak olduğunun farkında mısınız?

"Bir dost, bizi gerçekten anlayan, sorunlarımızı gözden geçirirken bize kulak verme sıkıntısına katlanan bir kişi, dünyaya bakışımızı tümüyle değiştirebilir. " Elton Mayo

öfke çoğu zaman ilgi için atılan çığlıktır. İnsanlara gerçekten kulak vermelisiniz. Kendinizi bu beceriyi geliştirmeye adarsanız bütün ilişkileriniz çok daha iyileşecektir.

Çoğu insan dinlemez sadece konuşma sırasının gelmesini bekler. özensiz dinleme çatışmalara neden olur. Aklınızdaki diğer her şeyi uzaklaştırın ve o birkaç dakika için onu dünyanızdaki en önemli şey olarak kabul edin.

"Dinlemiyorsanız öğrenemezsiniz." Lyndon Baines Johnson

Günlük sohbetlerde iki yönlü iletişimi sağlamak için iki yönlü telsiz imajından yararlanabilirsiniz. Sözünüzü bitirdiğinizde telsizin düğmesini kapattığınızı düşünün ve sonra dikkatinizi gelen mesaja yoğunlaştırın. Karşınızdaki kişiye bakın. Göz teması kurun. Her sözcüğü özümseyin. Ancak diğer taraf sözünü bitirip tamam mesajı verdikten sonra, telsizinizin düğmesini açıp söylenenlere yanıtınızı verin.

Arabanızla yolda giderken, birden bütün trafik şeritlerinin, trafik ışıklarının, kaldırımların ve trafik levhalarının yok olmuş olduğunu görseniz neler hissedersiniz? Büyük bir kaos olur, değil mi? Hiç kimse kendini emniyette hissetmez. İnsan davranışının çoğunun kuralları vardır. Bütün oyunların kuralları vardır. Ne var ki, ilginç bir şekilde, çoğu iletişimde bireyler arasında ortak bir sembol, işaret ya da davranışlar sistemi, kurallar yoktur. Uzun vadeli bir ilişkiye girecek olanların huzur ve güvenlik içinde bir arada var olmasını sağlamanın bir yolu, daha baştan iletişim için rehber ilkeler belirleyip üzerinde anlaşmaya varmaktır.

"İnsanlar melek olsaydı, devlete hiçbir zaman gerek kalmazdı." James Madison

"Tartışma bilgi değiş tokuşu; münakaşa ise duygu değiş tokuşudur." Robert Quillen

"Kabalık, zayıf insanın güçlü taklidi yapmasıdır." Eric Hoffer

" ön yargı ne demektir? ön yargı; mantığa dayalı olmayan bir görüş, kanıtlar dinlenmeden verilmiş bir hüküm, ilk ne zaman olduğunu bilmediğiniz bir duygudur. " Carrie Chapman Catt

" Birçok insan düşündüğünü sanar, ama aslında yaptıkları sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir. " William James

İnsanlar hakkında; görünüşlerine, usullerine, kendileriyle yaşadığımız deneylere ve o tür insanlara ilişkin ön kabullere dayalı olarak hüküm verme eğiliminde oluruz. Bu doğal eğilimi aşmak iletişimin en güç yanlarından biridir.

"Barış ve huzur içinde yaşamak isteyen, ne bütün bildiklerini söyler ne de bütün gördükleri hakkında hüküm verir." Benjamin Fraklin

" Görüşlerini hiç değiştirmeyen, yanlışlarını hiç düzeltmeyen, yarın bugünden daha bilge olacak değildir. " Tyrone Edwards

" Kapalı bir akıl ölmekte olan bir akıldır. " Edna Ferber

Her duruma kapalı değil açık bir kafayla yaklaşın. Onlara bir şans tanıyın. Sorun çıkaranları zihninizden silmek yerine açık bir kafayla dinleyin.

" İnsan ne kadar çok hüküm verirse o kadar az sever. " Honore De Balzac

İnsanlar hakkında kendi fikirlerinizi kendiniz oluşturun, bunu sizin adınıza başkalarının yapmasına izin vermeyin.

" Hoşgörü, başkalarının inanç, uygulama ve alışkanlıklarını, onları mutlaka paylaşma ya da kabul etme gereği olmadan, anlamak için gösterilen olumlu ve nazik çabadır. " Joshua Liebman

Başkalarını da ilgilendiren önemli bir karar almak zorunda kalırsanız bunu tek başınıza sonuçlandırıp bir oldubitti halinde sunmayın. Böyle yaparsanız, başka bir seçenek olmasa bile etkilenecek insanlar karşı çıkacaktır. Çünkü kendileri ile birlikte değil, kendilerine rağmen yapılmaktadır. Kontrolü ele almak yerine paylaşın. Seçenekleri ortaya koyun ve karar almalarını isteyin. İnsanları sürecin bir parçası haline getirin.

"İnsanlar başkalarının bulmuş oldukları nedenlere oranla kendi keşfettikleri nedenlerle daha çok ikna olurlar." Blaise Pascal

Bir durumun sorumluluğunu taşımanız bütün kararları kendinizin alması anlamına gelmez. Kontrolü elde tutmak yerine paylaşırsanız sürecin parçası oldukları için çıkacak sonucu kabul etmeye istekli olacaklardır.

"Ya birlikte var olacağız ya da hiç var olmayacağız ." Bertrand Russell

Muharebelerinizi kendiniz seçin. Bir şeyin, açığa çıkarmak gerekecek kadar önemli olup olmadığına nasıl karar verebilirsiniz? Ne zaman kapalı tutmak ne zaman açığa çıkarmak gereğini nasıl bilebilirsiniz.

Zekice olan, birisini karşınıza almadan önce bunun bütün sonuçlarını gözden geçirmektir.

Harekete geçmeden önce kendinize şu soruyu sorun: Bu iyi bir zamanlama mı?

"Tanrı bize değiştirilmesi mümkün olmayan şeyleri sükûnetle kabul etme inayetini, değiştirilmesi gereken şeyleri değiştirme cesaretini ve ikisini birbirinden ayırt edebilme bilgeliğini bağışlamıştır." Reinhold Niebuhr

Canınızı sıkan bir kişi ya da durum ile karşılaştığınızda, buna karşı çıkmanın akılıca mı, yoksa riskli mi olduğuna karar vermek için kendinize şunları sorun: Bu sıradan bir olay mı? Bu direngen bir rahatsızlık mı? Olayın tarihsel arka planı nedir? Davranış kasıtlı mı yoksa masum mu? Bu durum değişebilir mi? Söz konusu olan uzun vadeli bir kazanım ile kısa vadeli bir kayıp mı?

" Hesaplı riskler alın. Bu ihtiyatsız olmaktan çok farklıdır. " George S. Patton

"Ancak aptallar suyun derinliğini iki ayağıyla birden kontrol ederler." Afrika atasözü

Ağzınızı harekete geçirmeden önce aklınızı vitese takın.

Uzun vadeli ilişkilerimizde diğer tarafın eksikliklerini abartır üstünlüklerini küçümseriz. Eğer eşinizin hoşunuza gitmeyen yanı hiçbir zaman değişmeyecek ve eşiniz bu kusurlarını bağışlatacak başka yanlara sahipse, bu eksikliği takmak yerine eşinizi bir bütün olarak ele alın. Kendinize şu önemli soruyu sorun: Bu konu evliliğimizi tehlikeye atacak kadar önemli mi?

"Çoğu insan birisinin kendisini çıldırtmasını beklemez. Bunu kendisi yapar. " Anonim

Sizi mutsuz eden bir durumu düşünün. Yapabileceğiniz başlıca üç şey vardır. Diğer kişiyi değiştirmek. Durumu değiştirmek. Kendinizi değiştirmek. En kolayı kendinizi değiştirmenizdir.

Eğer harekete geçmenin sonuçları yıkıcı olacaksa, o zaman yeni gözler geliştirmeye çalışmakta yarar vardır. Mevcut manzaranıza yeni bir açıdan bakmayı tercih ederek görüşünüzü iyileştirebilirsiniz. Kendinizi değiştirerek dünyanızı da daha iyi bir yönde değiştirebilirsiniz.

" Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünüyor, kimse kendisini değiştirmeyi akıl etmiyor. " Leo Tolstoy

İşinizi ve dostluklarınızı riske atmadan nasıl hayır diyebilirsiniz. ?

Başarılı ilişkiler kurup sürdürmenin anahtarı ihtiyaçları dengede tutabilmektir. Bu nasıl yapılabilir. Karşılanmakta olan ve karşılanamayan ihtiyaçları belirleyip bunların bir terazinin iki farklı kefesinde olduğunu düşünün. Eğer terazi sizden yana ağır basıyorsa, o zaman diğer kişiye de istediklerini vermenin zamanı gelmiş demektir. Eğer sürekli kendi ihtiyaçlarınızdan ödün veriyorsanız, o zaman bir isteği çevirmek bencillik değil akıllılık olur.

Eğer kendi çıkarlarınızı dışlama pahasına diğer kişinin çıkarlarını dikkate aldığınız aşikârsa, o zaman hayır demeniz yerinde olacaktır. Yok, eğer son dönemde kişinin istekleri ihmal edilmişse, belki de şimdi evet demenin zamanıdır.

Anın baskılarına boyun eğip faturasını ileride ödemek yerine, bilgiye dayalı kararlar alın.

İstekleri, kişisel ya da mesleki ilişkilerinize zarar vermeden nasıl geri çevirebilirsiniz. ? Bu konuda düşünmek için biraz zamana ihtiyacım var deyin. Söz konusu istemi geri çevirin ve işinize daha çok gelen bir alternatif önerin. Hayır deyin ve sorunu başka araçlarla çözün. Hep veriyor hiç almıyorsanız kibarca hayır deyin.

" Alçak gönüllü olmak altta kalmak zorunda olmak anlamına gelmez. " Maya Angelou

Nazik olmak, her zaman yol alabilmek için ayak uydurmak zorunda olduğumuz anlamına gelmemelidir. Sizin için gerçekten önemli olan ne? Zaman ve enerjiniz sınırlı kaynaklardır. Onları önemsiz şeyler için heba etmeyin. Sizi değerli zamanınızı gerçek önceliklerinize hasretmekten alıkoyacak taleplere "özür dilerim " diyebilmek için, en kuvvetle hissettiğiniz varlık nedeninizi belirleyin.

" Bir şey için dik duramazsanız her şey için yere düşersiniz." Anonim

Karşınızdaki sözünü bir türlü sona erdiremiyorsa ne yapmalısınız? Gevezeleri nasıl etkisizleştirebilirsiniz? Aşırı uzayan görüşmeleri kibarca kapatın. Adını söyleyerek araya girin, anlatmakta olduğu şeyi özetleyin, anlattığı ile ilgileneceğini ve şu anda yapmanız gereken bir şey olduğunuzu açıklayın. Ardından başka bir zaman diyerek konuyu kapatın.

" Dünyanın yarısı söyleyecek bir şeyi olan ama söylemeyen, öteki yarısı da söyleyecek bir şeyi olmayan ama durmadan konuşan insanlarla doludur. " Robert Frost

Gereksiz sohbetlerden kaçınmanın yolu, atın sizi sürmesine izin vermeden sizin atı sürmenizdir.

Güven duyun ve öyle davranın. Omuzlarınızı dikleştirip çenenizi kaldırarak ve ağırlığınızı ayaklarınız üzerinde dengeleyerek atletik bir görünüm almanız, sizi bezginlik ve endişeden kurtaracaktır.

" İnsan inançlarının eseridir. Nasıl inanıyorsa öyledir. " Bhagavad Gita

Her şey kafanızın içindedir. örneğin özgüven aralıksız, sık ve başarılı pratiğe dayalıdır. Sinirlilik, kuşku ve endişeleriniz üzerinde yoğunlaşmanın bir sonucudur. İnsanlar yabancısı oldukları durumlarda rahatsızlık hisseder. Zihinsel idman gerçek pratikten çok daha hızlı ve iyi olmanızı sağlayan mükemmel bir pratiktir.

Endişelenmeyin prova yapın. Olayı gözünüzde canlandırın. Gerçek yaşam durumunu mümkün olduğu kadar aynen hayal edin. Olmasını istemediğiniz şeyleri hayal edin ve nasıl tepki göstereceğinizi planlayın. Nasıl davranmak ve konuşmak istiyorsanız, bunun tekrar tekrar provasını yapın.

Endişelenmek aslında olmasını istemediğiniz bir şey için dua etmenin bir yoludur. Gözünüzde canlandırma olmasını istediğiniz bir şey için dua etmenin ve bunu gerçek kılmanın bir yoludur.

Gözünüzde canlandırma başarıyı garanti etmez sadece daha iyi bir performansı garanti eder.

"Talihimizi kendimiz yapar ve sonra buna kader deriz." Benjamin Disraeli

İkna etmenin beş ilkesi nedir. ? : Duruma olumlu beklentilerle yaklaşın. Bunun değerli bir öneri olduğuna eminim şeklinde kendinize iyimserlik telkin ederseniz, inancınız sizi cesaretli kılacaktır. Olası itirazları önceden tahmin edip seslendirin. öne süreceğiniz noktaları numaralandırın. Kendinize, ikna etmeye çalıştığınız kişi açısından neyin önemli olduğunu sorup bu yararlara hitap edin. Sizin ne söylediğinizi kendilerinin görebilmesi için, sorular ve küçük öykülerle onları aktif olarak olaya dahil edin.

" Kazanmakta olduğunuz bir oyunu hiçbir zaman değiştirmeyin, kaybetmekte olduğunuzu değiştirin. " Vince Lombardi

Eğer ilk taktikleriniz başarılı olmaz ise, geri çevrilmiş bir isteğinizin tekrar dikkate alınmasını istediğinizde; Olaydan nazikçe çıkın. Niye kabul görmediğini anlamaya çalışın. Yeni bir yaklaşım gösterip, ilk müzakerede tartışılmamış olan yeni bir bakış açısını dikkatlerine sunun.

İnsanlara taze bir başlangıç olanağı verin. Çatışmalar defterini kapatın. Yeni bir sayfa açın. İlişkilerinize değer biçin ve bozulmuş olanları yarına bırakmadan bugün tamir edin.

" Eğer bir problem görüyorsanız, bu sizin probleminizdir. Eğer birisinin bu konuda bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorsanız, unutmayın ki siz de herkes kadar birisisiniz. " Zen Budizm Merkezi

Hayatın çok daha hoş başka yanları üzerinde odaklanmak varken, asap bozucu durumlara boğulmanın bir anlamı var mı?

Yaşadıklarımızı seçme ve kontrol etmemiz her zaman mümkün değildir, ama nasıl tepki göstereceğimizi seçmemiz her zaman mümkündür.

İyi o an göze gözükmeyebilir, ama ararsanız kendini gösterecektir. Dertleri hayatınızın kaçınılmaz bir parçası olarak kabul edin ve kendinize şu rahatlatıcı söz söyleyin: Bu da geçer. İşler yanlış gittiğinde umutsuzluk içinde debelenmek yerine, bu sıkıntının geçici olduğunu ve daha iyi yarınlar ummak için sayısız neden olduğunu hatırlamalısınız.

Dünyanızdaki yanlış değil de doğru giden şeylere odaklanırsanız, tutumunuzu anında değiştirebilirsiniz.

İnsanların mutluluğunu doğrudan belirleyen tek şey minnettarlık duygusudur. Her şeye sahip olabilirsiniz, ama sahip olduklarınıza değer biçmiyorsanız kendinizi çok kötü hissedersiniz. Çok az şeye sahip olabilirsiniz, ama bunlara değer veriyorsanız kendinizden hoşnut olursunuz.

Ne verirseniz onu alırsınız. Eğer insanlara kuşku ve küçümsemeyle davranırsanız onlarda size aynı şekilde davranır. Karamsar kısır döngü sürer gider. Tersine eğer insanlara onur ve saygıyla davranırsanız aynı şekilde yanıt vermeleri muhtemeldir. İyimser döngü yukarıya tırmanmaya devam eder.

Bir terslikle karşılaştığınızda hemen tepki gösterip birkaç seviyesiz söz söyleme yerine birkaç saniye düşünüp olayla ilgili birkaç iyi söz sarf etmeyi deneyin.

Yüce gönüllülük, gönül zenginliği, duygu asaleti ve ruh cömertliği sıkıntılara soğukkanlılıkla göğüs germeyi mümkün kılar, adiliğe ve intikamcılığa tenezzül etmemeyi getirir ve değerli amaçlar için özveride bulunmayı sağlar.

Ruhunuz kısa kalıyorsa uzun bir yürüyüşe çıkın, ruhunuz sıkışmışsa ve uzun bir yürüyüşe çıkamıyorsanız derin bir nefes alın. Düzensiz ve sığ nefes almak panikleme getirir, kafa karıştırır.

"İyiden yana manevi bir kuvvet olma kararlığınız, bütün karşılaşmalarınızı olumlu bir şekilde etkileyecek ve her günlü yaşamınıza çok daha fazla neşe katacaktır. "Thomas Carlyle

Hiç, bir kitabı bitirdikten sonra dünyayı değiştirmek üzere heyecanla harekete geçtiğiniz, ama iki hafta sonra her şeyi gene "eskisi gibi, aynen eskisi gibi" yapmaya başladığınız oldu mu? Lütfen bu kitabın başına da aynı şeyin gelmesine izin vermeyin.

"Nereden başlayacağımı bilemiyorum." diye mi düşünüyorsunuz? Kafa karışıklığı insanı hareketsizleştirir. Açıklık eyleme yöneltir.

önceliklerinizi belirleyin.
" Nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız başlayamazsınız ." General George S. Patton

Kuşkusuz, bu kitaptaki bütün tavsiyeleri aynı anda uygulamaya başlayamazsınız. Daha mantıklı bir yaklaşım, en önemlilerinden ikisini seçmeniz, bunları nasıl kullanmayı planladığınızı tam olarak yazmanız ve bu uyarıyı, yeni iletişim alışkanlıkları benimseme kararlılığınızı size sık sık hatırlatacak şekilde, görünür bir yere asmanızdır.

Bilgiyi güce dönüştürün.

"Bilmek yetmez, uygulamamız gerekir. İstemek yetmez, yapmamız gerekir." Johann Goethe

Şimdi, bu ilkeleri nasıl hayata geçireceğinizi tam olarak yazın. örneğin, "Ne söyleyeceğimi bilmediğimde ileride pişman olacağım bir şey söylememek için "Bununla ne demek istiyorsunuz?" diye soracağım.".. Gibi

"Parçalara ayırırsanız hiçbir şey olağanüstü değildir."

"İrade karşısında hiçbir şey imkânsız değildir. "

Alışkanlıklarımı değiştirebileceğimden emin değilim diye mi düşünüyorsunuz.? Yeterince ısrar ettiğimiz takdirde istediğimiz her şeyi yapabiliriz.

" İlk seferde başaramadıysanız, ortalamanın üzerindesiniz demektir. " Anonim

Yeni alışkanlıklar kazanma üç aşamada olur. Acemilik: Yeni ya da değişik bir şeyi denerken genellikle ilk başta bunu iyi yapamazsınız. Ama bu beceriyi kazanmak istiyorsak çalışmaya devam ederiz. Bu öğrenmenin ikinci aşamasına geçiştir. Uygulama: Bu aşamada size öğretilmiş olan teknikleri uygular ve elde ettiğiniz sonuçları giderek iyileştirirsiniz. Otomatik: Bu noktada artık yapmakta olduğunuz şeyi düşünmezsiniz, doğal gelmeye başlar. Temeller bilincinde olmadan ve etkin şekilde uygulanır.

Alıştırma ve ısrarın karşılığını alırsınız.

TONGUE FU bir beceridir. Bütün becerilerde olduğu gibi bunda ustalaşmak da zamana ihtiyaç duyar. İlk başta "AMA" yerine "VE" kullanmak sıkıntı verebilir. Geçmişte bunu pek yapmamış olduğunuz için istediğinizi yüksek sesle ifade etmekten ilk başta rahatsızlık duyabilirsiniz. Kimi zaman sabrınız tükenebilir ve sevecen olma niyetinizi bir an için unutabilirsiniz. Bu başarısız olduğunuz anlamına gelmez. Bu TONGUE FU 'nun işe yaramadığı ya da onu öğrenemeyeceğiniz anlamına gelmez. Bu sadece, eski alışkanlıklarınızı terk edip yenilerini kazanmanın ilk doğal aşamalarında olduğunuz anlamına gelir.

"Bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz, bazen de maç yarıda kalır." Satchel Paige

Mükemmel olmayan sonuçlar elde ettiniz diye ilk acemilik aşamasında sakın vazgeçmeye kalkmayın. Sebat edin. Kendinize acımasız davranmayın ve bu kitapta keşfettiğiniz teknikleri uygulamaya devam edin. Zor insanlarla karşılaştığınızda kendinize giderek daha çok güven duyduğunuzu göreceksiniz. Sonunda, stres durumlarında sözlü dövüş sanatı becerilerinizin otomatik olarak devreye gireceği noktaya ulaşacaksınız.

" Mutluluk bir amaç değildir. Bir yan üründür. Eleanor Roosevelt

Çatışmaları işbirliğine dönüştürmede;

• TERAPİSTİN YöNTEMİNİ UYGULAYIN.
Açıklamayın, geri yansıtın. Nutuk atmayın, dinleyin.

• ZİHNİNİZİ AÇIK TUTUN.
İnsanlara taze bir başlangıç ve şans tanıyın.

• İHTİYAÇLARI DENGELEYİN.
Terazinizi dengede tutun ve hayır deyin.

• ONURLA SIYRILIN.
Münakaşaları bunu yapmayalım diyerek sona erdirin.

• ANLAYIN.
Ben olsam ne yapardım diye sorarak öfkeyi empatiye dönüştürün.

• ŞİKÂYETLERE SON VERİN.
Açıklama yapmayın. KöH trenine atlayın.

• DOSTÇA CÜMLELER KULLANIN.
Kullanılacak sözlerle aksilikleri yakın ilişkiye dönüştürün.

• FELSEFENİZİ DEVREYE SOKUN: Ne olursa olsun olumlu bir bakış açısı muhafaza edin.

"En büyük zayıflığımız kolay vazgeçmemizdir. Başarının en emin yolu her zaman bir kere daha denemektir. " Thomas Edison

July 02

Ferrari'sini Satan Bilge (Robin S. Sharma)

FERRARİ'SİNİ SATAN BİLGE (ROBİN S. SHARMA)

1.Yaşam benim için küçük bir mum değil. O elimde tuttuğum muhteşem bir meşale gibi ve onu gelecek nesillere geçirmeden önce olabildiğince çok ışık saçmasını istiyorum (george Bernard Shaw) 2.Görevimin başkalarına yardım etmek ve bir şekilde du dünyayı daha iyi bir yer yapmaya katkıda bulunmak olduğunu kavradım. Sade fakat doygunluk veren bir yaşam sürüyorum. Muhtaç olanlara hizmet ediyorum (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 28). 3.Her şeyin bir nedeni vardır. Her olayın bir amacı ve her yenilginin verdiği bir ders vardır  (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 28). 4.Geçmişinden asla pişmanlık duyma. Bunun yerine onu bir öğretmen olarak kabul et (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 29). 5.Yaşama saygı duyar ve yaşamın her yanındaki kutsallığı fark eder duruma gelmişti  (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 41). 6.Kendini iyi hissetmezsen iyilik yapamazsın, kendini sevmezsen başkalarını da sevemezsin (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 41). 7.Kendine yatırım, yapabileceğin en iyi yatırımdır. Bu yalnızca senin değil çevrendekilerin yşamını da iyileştirecektir  (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 47). 8.O ne yazık ki birkaç yıl önce öldü. zamanı gelmişti ve ben gidişini sorgulamadım. Birlikte geçirdiğimiz zamandan keyif aldım ve anılarımıza saygı duyuyorum   (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 49). 9.Sadeleğin gücünü asla küçümseme (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 50). 10. Bahçe, aklın simgesidir. Ona (akla) özen gösterip besleyip güçlendirirsen tıpkı verimli ve zengin bir bahçe gibi beklentilerinin çok ötesinde güzel çiçekler açar. Ama yabancı otların (endişeler, kaygılar, geçmişle barışık olmamak, geleceğe karamsar bakmak, iç dünyada yıkıma yol açan kendi kendine yaratılan korkular) kök salmasına izin verirsen kalıcı huzur ve derin iç denge sağlanamaz  (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 52). 11.Hava durumunu, trafiği ya da çevremizdekilerin duygularını kontrol edemeyebiliriz. Ama bu olaylar karşısındaki tavrımızı kesinlikle kontro edebiliriiz. Belirli bir anda ne düşüneceğimizi belirleme gücüne hepimiz sahibiz. En büyük düşmanımızın yüzü en iyi arkadaşın yüzü olabilir. Birine trajedi olarak görünen bir hadise bir başkasına sınırsız olanaklar sunabilir. Hep neşeli ve iyimser olan insanları sürekli bedbaht olanlardan ayıran şey, yaşam koşullarının nasıl yorumlandığı ve değerlendirildiğidir. Bu bir bardağı yarı boş yerine yarı dolu görmek gibidir. Yaşamda başına ne gelirse gelsin buna vereceğin yanıtı seçme kapasitesine yalnızca sen sahipsin. her koşulda pozitifi arama alışkanlığı geliştirirsen yaşam kaliten en yüksek düzeye ulaşacaktır. Çinçe'de "kriz" sözcüğü iki alt simgeden oluşur: "tehlike" ve "fırsat". Yaşamda hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Olumsuz deneyim diye bir şey de yoktur, yalnızca kendi bilgeliğini kazanma yolunda olgunlaşmak, öğrenmek ve ilerlemek için fırsatlar vardır. Güçlükten güç doğar. Acı bile mükemmel bir öğretmendir. Beklenmedik bir sonuçla karşılaşır ve biraz düş kırıklığı yaşarsan anımsa ki doğa yasaları bir kapıyı kapatırken her zaman bir başkasını açar. Bu nedenle zihin her olaydan bir şey öğrenmek için açık tutulmalıdır. Zihin çalıştırılmaz ise zayıflar  (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 55-61). 12.Çevresinde vermek için yaşayan, gereksinimi olan herkese fedakarca yardım etmek (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 55). Sabırlı ol, hazırlanır ve beklensen tüm aradıklarını kesinikle bulabileceğin bilgisiyle yaşa. Şans; hazırlık ve fırsatın evliliğidir (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 63). 13.Her gün yalnızca nerde olduğunu değil ayrıca nereye gitmekte olduğun konusunu düşünmek için de zaman ayır. Her gün amaçlarını ve yaşamını nasıl sürdürdüğünü değerlendir. Bir sonraki günü nasıl daha iyi kılabileceğini düşün ve planla (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 68). 14.Tüm çabalardaki güzellik, başkalarının yaşamlarını daha iyi duruma getirmeye çalıştıkça, kendi yaşamının da en yüksek boyutlarına yükselmesidir. Bu gerçek olağanüstü yaşama ilişkin eski bir paradigmaya dayanmaktadır. Her kim ki en fazla kişiye hizmet eder, o kişi duygusal, fiziksel, zihinsel ve sipiritüel açıdan en fazlasını elde eder. Bu, iç huzura ve dış doyuma giden yoldur (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 81). 15. Her birimiz ortalama bir günde 60.000 şey hakkında düşünürüz. Amaçlarımızı ve hedeflerimizi bir kağıda yazdığımızda bilinçaltımıza bir kırmızı alarm göndermiş ve bu düşüncelerin geri kalan 59.999 düşünceden çok daha önemli olduğunu belirtmiş oluruz (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 89). 16."Hayaller Defteri": a.fiziksel zindelik hedefleri, b.kişisel güçlendirme hedefleri, c.finans hedefleri, d.sipiritüel hedefler, e.sosyal hedefler (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 93). 17.Bu evrende kaos yoktur. İnsanın başına gelen ve gelecek olan her şeyin bir amacı vardır. Her deneyim dersler içerir (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 97). 18.Tüm canlı varlıklardaki özel güzellikleri görmeyi ihmal etme. Bugün ve şu an bize verilmiş bir hediyedir (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 99). 19.Kaizen (Japonca): Vücudun, zihnin ve ruhun sürekli ve bitmeyen gelişimi) (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 104). 20.Mümkünse doğa ile baş başa kalmaya çalış (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 115). 21.Ölçülü bir yaşam sürmek ve aşırılıklardan kaçmak(kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 120). 22.Bereketli bilgi ritüeli: yaşam boyu öğrenmek, öğrendiklerini kendinin ve çevrendekilerin iyiliğini esas alarak geliştirmek (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 121). 23.Düzenli olarak oku (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 122). 24.Bahaneler üretmeyi bırak ve sadece yap! (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 126). 25.Düzenli bir iç gözlem alışkanlığı edin (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 126). 26.Uçta olandan kaçın, her şey ılımlı olmalı (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 131). 27.Akşam 20:00'den sonra ala bir şey eme! Yemek yemenin tetiklediği sindirim etkinliği uyku kalitesini düşürmektedir (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 132). 28.Tüm sahip oldukların için şükret! (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 133). 29.Güne keyifli başlamak ve tüm sahip oldularına şükretmek. Sonra kendine şu soruyu sor "eğer bugün benim son günüm olsaydı ne yapardım?" ve günlük aktivite programını yap (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 134). 30.İç dünya (kendine bakış) değiştirildiği zaman, dış dünya (davranışlar) da değiştirilmiş olur. Bir düşünce ekersin, bir eylem biçersin. Bir eylem ekersin, bir alışkanlık biçersin. Bir alışkanlık ekersin, bir karakter biçersin. Bir karakter ekersin, kaderini biçersin  (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 137). 31.Doğru şeyleri yap, dürüst davran (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 138). 32.Sadelik ritüeli: sade bir yaşam sürülmesi, daha az yemek, temel ihtiyaçların azaltılması. Gereksinim dediğin şeyleri azaltmadıkça asla tatmin olamazsın. Hep sahip olduğundan daha fazlasını istersin. Bu şekilde nasıl mutlu olabilirsin ki? (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 139). 33.Başarısızlık bizi test eder ve gelişmemizi sağlar (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 143). 34.Bir roketin göklere çıkabilmek için yerçekimi kuvvetini aşabilmesi gibi, kötü alışkanlıklarının ve zayıf içgüdülerinin çekim kuvvetiyle savaşmaya başla. Binlerce millik bir yolculuk ilk adımı atmakla başlar. Küçük zaferler büyük zaferleri doğurur. Büyük şeylere ulaşmak için küçük şeyleri inşa etmelisin (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 158-159). 35.Kum saatleri bizi ölümlülüğümüzü ve hedefimize ilerken günlerimizi dolu dolu, verimli yaşamanın önemini hatırlatır. Ölüm döşeği mentalitesi: bugünün son gün olabileceği, o halde en dolu şekilde yaşamanın gerekli olduğudur (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 164,171). 36.Vicdanını dinle. Sana yaşamın çağrısının, bencillikten tamamen uzaklaşarakşu veya bu şekilde başkalarına yardım etmek olduğunu söyleyecektir (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 173). 37.Zamana saygı göster. Zaman en değerli varlığındır ve asla geri dönmez. Önceliklerine odaklan ve dengeyi koru. Yaşamanı sadeleştir (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 175). 38.Yaşayan hiç bie şey kendi başına, sadece kendisi için yaşamaz (William Blake). 39.Başkalarının yaşamlarını iyileştirmek için çalışırsan bu süreç içinde dolaylı olarak kendi yaşamını da iyileştirirsin. Her gün üzerinde düşünmeden iyilik yapma alışkanlığı edinirsen yaşamın çok daha zengin ve anlamlı duruma gelir. her bir güne kutsallık ve yücelik karmak istiyorsan bir şekilde başkanlarına yardım et. Diğerlerinin iyiliği için çalışmalı ve anlamlı bir yaşamla katkıda bulunmalı. Yapabileceğin en soylu davranışın başkalarına bir şeyler vermek olduğunu anlamalısın. Çıkar gözetmeksizin başkalarına yardım et. her gününe kutsallık kat, vermek için yaşa. her gün iyilik yap. İhtiyacı olanlara ver (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 177-182). 40.Gündoğumunun harikalığını ve ayın güzelliğini hayranlıkla izlerken, ruhum Yaradan'a şükran duygularıyla dolup taşar (Mahatma Gandhi). 41.Yaşamın küçük zevklerini görmezden gelerek büyük zevklerin peşinde koşmakla zaman harcamaktan vazgeç. Yavaşla. Etrafındaki her şeyin güzelliğinin ve kutsallığın tadını çıkar. Kendi çocuklarının ilk adımlarını kaçırmışsan başarı basamaklarını çıkmanın ne anlamı var? Çocukların babalarını tanımıyorsa tüm ülkede sıkı bir avukat olarak tanınmanın ne anlamı var? Hepimizin şükran duyması gereken çok şey var. Çevrendeki her şeyde var olan kutsallığı fark etmeye başlayacaksın; ay ışığının mükemmelliği, sıcak bir yaz gününde harikulade mavi gökyüzünün cazibesi, bir papatya tomurcuğunun güzel kokusu veya yaramaz bir çocuğun gülüşü (kaynak: yazar; Robin S. Sharma, "Ferrari'sini satan bilge" kitabı, sayfa 186-195)              

 
Photo 1 of 37